yeni çıkan kitaplar
CixFoRuM.CoM
14 Ekim 2008, 16:02:10 *
|Site Map | Site Map1 | Site Map2 | Site Map3
| Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML |Rss

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GoogleTagged Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: yeni çıkan kitaplar  (Okunma Sayısı 1244 defa)
0 Üye ve 1 Tanrı Misafiri konuyu incelemekte.
selly
Yönetici
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7.609
Konu Sayisi: 324

sensiz kaldım bu şehird bu şehride terk ediyorum


« : 26 Mart 2007, 23:51:32 »



İşgal ve Direniş
1919 ve Bugün
Hulki Cevizoğlu

İlk kez "çuval" olayının perde arkası açıklanıyor.
- Atatürk'e darbe teklifi.. Atatürk niçin darbe yapmadı?
- 1919'da "derin devlet" var mıydı?
- Ülke işgal edilirken kimler "işgal yok, bu paranoyadır" dedi?
- Mustafa Kemal'in tarihin akışını değiştirecek ABD'lilerle görüşmesinin perde arkası.
- Vahdettin'in İngilizlerle yaptığı gizli anlaşma: "15 yıllığına bizi yönetin!"
- Mustafa Kemal'in annesi niçin kalp krizi geçirdi?
- Gizli örgütler nasıl kuruldu?
-Türkler ermeni soykırımı yaptı mı, Mustafa Kemal'in cevabı?..

"İşgal ve Direniş" 450 dipnotla büyük bir bilimsel araştırma niteliği taşıyor, romanımsı anlatımla, büyük boy ve 352 sayfadan oluşuyor


Darbeler ve Gizli Servisler
Cüneyt Arcayürek

Derin devlet nedir? Derin devlet aslında kontrgerillanın başkalaşmasıdır. Her ülkede farklı adlarla anılan örgüt, NATO tarafından organize edilir. Faaliyetleri tüm ülkelerde Başbakan ve Cumhurbaşkanı düzeyinde izlenir. Elemanları,ağırlık olarak Panama ve Amerika'da eğitim görürler. 11 Eylül sonrasında NATO tarafından revizyondan geçirilmiş ve ellerindeki teknoloji iyileştirilmiştir. Şu an kendilerine ait özel hapishaneleri de vardır."

Bu örgütler; sol siyasi güçlere karşı gizli bir savaş yürüttüler... Bir dizi terörist saldırı ve insan hakları ihlallerinde yer alıp, trenlerde ve pazar meydanlarında gerçekleştirilen bombalı katliamlardan (İtalya), rejim karşıtlarına sistematik işkence uygulamasına (Türkiye), sağ kanat askeri darbelerin desteklenmesinden (Yunanistan ve Türkiye) muhalif grupların paramparça edilmesine uzanan geniş bir saldırı yelpazesinde kullanıldılar...

Karolina'nın Piçi
Dorothy Allison

Ruth Anne Boatwright, Güney Karolina Eyaleti'nin Greenville kentinde büyükannesi, teyzeleri ve dayılarından oluşan büyük bir ailede, annesinin hamileyken geçirdiği bir trafik kazası sonucunda dünyaya gelmiştir. Ailede eksik olan bir tek babasıdır. Annesinin ağzından hiçbir zaman duyamadığı babasının hikayesinin gizemi ve annesinin evlenip mutluluğu bulduğu Lyle Parsons ile birlikte yaşadığı huzurlu bir dönemin ardından ikinci bir trafik kazası ile hayatı yeniden değişir. Ancak bu defa annesinin aşık olduğu adam, hepsinin hayatını dönüşü olmayan bir yola sokacaktır.

"Olağanüstü bir ilk roman; bu harika, akıcı, hüzünlü ve cesur hikaye, yazarın onuncu romanı da olsa seçkin bir roman olurdu."
- Booklist

"Eğer gerçekleri okumaktan korkmuyorsanız, eğer aile içi şiddet ve ensest ilişkiler içinde büyüyüp yine de şaşırtıcı biçimde sağlam bir insan olarak kalmanın gerçekten nasıl olduğunu öğrenmek istiyorsanız, bu kitabı alın."
- Southern Voice


Osmanlı Barışı
İlber Ortaylı

İlber Ortaylı'nın Osmanlı ekseninde geliştirdiği tarihçilik çizgisinden bir demet. Kitapta "Osmanlı Barışı" merkezde olmak kaydıyla Osmanlı aydınından hoşgörüyle, Türk aile yapısı ve son asırda uğradığı dejenerasyonun boyutlarından Osmanlı saraylarının 19. yüzyılda geçirdiği değişimlere; medresenin son güneşi dediği Cevdet Paşa'nın Avrupa tarihini nasıl okuduğundan Tanzimat'ın tarikatlara bakışına ve nihayet tarihten gelen marazi taraflarımızın yoğun olarak analiz edildiği çok yönlü bir çaba ile karşılaşacaksınız. Tarihçiliği sürekli yapılan bir antrenmana benzeten Ortaylı'nın, tarihin şaşırtıcı uçlarına açtığı yeni menfezleri olarak da görebilirsiniz Osmanlı Barışı'nı.

"Osmanlı Barışı (Pax Ottomana) şüphesiz bir sistemin adıdır ve son yıllarda Roma barışı (Pax Romana) gibi çok kullanılmaya başlanmıştır. Şunu söylemek gerek ki bu bir abartma tabir değildir, yanlış da değildir. Tarihin bir döneminde, Osmanlı İmparatorluğu'nun özellikle Balkanlar ve Ortadoğu'da kendini ortaya koymasıdır. Bugün Doğu dünyasında uluslar sorunun kökleri Osmanlı devrine gidiyor. Çözümsüzlükler kadar çözüm ümidi de Osmanlı devrine gidiyor.

İstanbul'un fethi ve II. Mehmed'in (Fatih) idaresi ile Osmanlı barışının temelleri atılmıştır. Osmanlı yeni dünya şartlarına intibak eden ve uluslaşmaya geçişi sağlayan son imparatorluktur. Yerel kültürleri yok eden koloni imparatorluklarının aksine (İngilizler Hindî sınıfını, Fransızlar Mağrib Arab medeniyetini yok ettiler) Osmanlı İmparatorluğu yerel kültürleri ve küçük hakları da ulus çağına taşımıştır.

Bu kitapta değişik başlıklar altında Osmanlı Barışı'nın izlerini göreceksiniz." - İlber Ortaylı
Moderatöre Bildir   Logged

Ya doğru zaman yanlış insanı çıkartıyor karşına 
Ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor
ya zamana yeniliyorsun ya kişiye...


....


Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidi birakma! Akilli insan bilir ki, olumun arkasinda bile daha guclu bir hayat beklemektedir.   MEVLANA

aşk yeniden mi çıkmaza giriyor... 
selly
Yönetici
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7.609
Konu Sayisi: 324

sensiz kaldım bu şehird bu şehride terk ediyorum


« Yanıtla #1 : 27 Mart 2007, 00:11:00 »

5 Yıl Aradan Sonra Yeni Romanıyla BUKET UZUNER

BUKET UZUNER’DEN İSTANBUL’UN OTOBİYOGRAFİK ROMANI Okurlarının yıllardır hevesle beklediği yeni romanı İSTANBULLULAR ile BUKET UZUNER bir kez daha gündeme damgasını vuruyor. Atatürk Hava Limanı’nda geçen gerilim dolu dört saat boyunca Buket Uzuner’in kaleminden çıkmış İstanbullular birbirleriyle karşılaşacak, tanışacak, hesaplaşacak ve İstanbul’u İstanbul yapan tüm renkleri okura bir kez daha hatırlatacaklar. Tabii ki bu gerilim dolu İstanbul romanının can alıcı noktasını İstanbul kadar güzel ve İstanbul kadar zor bir aşk oluşturuyor. İmkansız aşkların başkentine, İstanbul’a hoş geldiniz…

Çok güldük, ağlamayalım
Kürşat Başar

Ben hayatımda (kadınlar dışında) bilgisayar kadar sorun çıkartan başka bir şey görmedim. Üstelik yalnız kendisi sorun çıkartsa neyse…

Bir alet, ilişkiye girdiği herşeyle sorun çıkartabilir mi? Bir bilgisayara yazıcı, tarayıcı, fotoğraf makinesi, kamera, cep telefonu gibi ne bağlamaya kalkışsanız ayrı bir dertle uğraşıyorsunuz. Her yüklediğiniz programla alet uyum sorunu yaşıyor.

Bu kadar kaprisli kadın bile az bulunur. Hiçbiri yoksa da zaten ya

“hardware” ya “software” sorunu vardır. Bir bilgisayarın sertlik ve yumuşaklıkla ilgili sürekli sorun yaşaması sizce de garip değil mi ?


her şey seninle başlar
MÜMİN SEKMAN


Çaresizlik öğrenilmiştir.
Başarılı olmak da öğrenilebilir.
Sende sandığından fazlası var!
Gelebileceğin en iyi yerde değilsin.
Yeni bir hayat için gereken, yeni bir akıldır.
Doğru şeyi yapmak için yanlış zaman yoktur.
Rüzgarı suçlamayı bırak, yelkenleri kullanmayı öğren!
Seyirci koltuğundan sıkıldıysan, sahneye çık.
Zirvede her zaman bir kişiye daha yer var.
Her şey seninle başlar!
Başkaları yapabildiyse, sen de yaparsın.
Hayatta ya tozu dumana katarsın,
Ya da tozu dumanı yutarsın.
Seçim senin!


 Ruhsal Gelişim ve Kader “Ruhsal Gelişim ve Kader” adlı kitap şu sıralarda en çok satan kitaplar arasında bulunuyor.

Doğan Kitap’tan çıkan Dr. M. Ender Saraç’ın yazdığı kitabın önsözünde “Kimse asla, ’Ben oldum ve evrimimin sonuna geldim’ diyemez; aşırı iddialı olur. Ancak ben geldiğim noktadaki deneyimlerimi paylaşarak en azından ’olgunlaşma, iyi ve mutlu olma’ zamanı gelen kişilere bir dürtü oluşturmak istedim.” diyen Ender Saraç; “Bilgi bana ait değil, evrenin bilgisi, o halde ben de bilgiyi paylaşmalıyım, diye düşündüm.” diye ekliyor. Bence de pek iyi düşünmüş ve bu düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkan kitap “Beden sağlığının ruhsal gelişime etkisi”nden Hint öğretilerine Şamanizm’den astrolojiye, İslam’dan Museviliğe, cinselliğin ruhsallık üzerindeki etkisinden biyoenerjiye kadar çok çeşitli yöntemler ve gelenekleri kısa fakat öz bir anlatımla sunuyor. Meraklıların öğrenmek istedikleri pek çok konuya ışık tutan kitap, sade ve rahat okunabilir olması açısından araştırmak isteyenler için bir başlangıç niteliğinde.

* I Ching Araştırma Kitabı

“… ÖTESİ” yayınlarından çıkan I Ching adlı kitap bir alıştırma kitabı… R. L. Wing tarafından yazılan kitabı Türkçeleştiren ise Neslihan Burcu Akdağ. Kitabın girişinde “Değişimler Kitabı” olarak tercüme edilen I Ching (Yi Cing) yeryüzündeki en eski kitap olabilir, diyor. Giriş bölümünde “…varlıkların değişimini gözler önüne seren adeta bir rehber ortaya koydular. Olağanüstü akıcı her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu sekiz trigram ve altmış dört heksegramdan oluşan bir ilişkiler sistemiydi bu. ’Değişimler Kitabı’nın binlerce yıldır şaşamaz bir isabetlilikle bizlerle iletişim kurmasının sırrı; tarımsal döngüler ve toplumsal işleyişler, nezaket kuralları ve savaş stratejileri, kozmik olaylar ve içsel gelişim gibi karşıt görünen olguları eşzamanlı olarak ele alınmasında yatmaktadır.” Şeklinde tarif ediliyor. Dünyanın en eski üç falından biri olarak bilinen için I Ching’in nasıl bakılacağını merak ediyorsanız kolay anlatımıyla bu kitabı tercih edebilirsiniz.

Korkular açığa çıkıyor

Yeni başlangıçlar yapmak için güçlü arzuların uyandığı bir gün. Özellikle yardım kuruluşları ve çevre örgütlerinin aktif çalışmalar içine gireceğini işaret eden gökyüzünün konumu kararlı çalışmaların yapılabileceğini gösteriyor.

Bazı gelişmeler korkuların açığa çıkmasına neden olabilir fakat endişelerin içinden yepyeni fırsatlar ortaya çıkabilir.

Bugün otoriteyi temsil eden kurum ve kişilerin tarzını değiştirmeye zorlayan olayların meydana geleceğini işaret eden gökyüzünün konumu değişime uyum sağlayanların kazanç sağlayacağını gösteriyor.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya doğru zaman yanlış insanı çıkartıyor karşına 
Ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor
ya zamana yeniliyorsun ya kişiye...


....


Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidi birakma! Akilli insan bilir ki, olumun arkasinda bile daha guclu bir hayat beklemektedir.   MEVLANA

aşk yeniden mi çıkmaza giriyor... 
selly
Yönetici
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7.609
Konu Sayisi: 324

sensiz kaldım bu şehird bu şehride terk ediyorum


« Yanıtla #2 : 27 Mart 2007, 15:07:32 »

Portakal Kız

Çocuklar ve gençler için kaleme aldığı Sofie'nin Dünyası adlı kitabıyla felsefeyi popüler hale getiren Norveçli yazar Jostein Gaarder'ın, yeni kitabı Portakal Kız okurlarla buluşuyor. Gaarder'ın kitabı, Eser Ger Tabar'ın çevirisiyle Pan Yayıncılık'tan çıktı. Jostein Gaarder bu defa 15 yaşındaki küçük kahramanı Georg aracılığıyla hayatı sorguluyor.

 “Eğer sana seçme şansı verselerdi, kısacık hayatın ardından öleceğini bile bile yaşamayı kabul eder miydin?” Jostein Gaarder, gençlere yönelik olarak yazdığı yeni kitabı Portakal Kız'da bu sorunun cevaplarını arıyor.

Kitabın kahramanı 15 yaşında, Georg adlı bir çocuk. Annesi, üvey babası, üvey kardeşi ile birlikte yaşayan Georg'un öz babası 11 sene önce ölmüştür. Bir gün babaannesi ve dedesi onları ziyarete gelirler ve ölen babanın çocuğuna yazdığı ve eski bebek arabasına gizlediği bir mektup bulduklarını söylerler. Bu mektup çocuğa yazılmıştır. Çocuk mektupla birlikte odasına çekilir. Mektupta adamın Portakal Kız diye adlandırdığı bir kızla olan aşkı anlatılır...



Isfahan Kuşatması

Doğan Kitap okurlarının "Kralın Kervanları"yla tanıdığı Jean-Christophe Rufin’in ikinci romanı "Isfahan Kuşatması" da Türkçe’de. Rufin, "Kralın Kervanları"nda yarattığı kahramanlarını 20 yıl geçtikten sonra yeniden ele alıyor. Otçu hekim Poncet ve sevgilisi Alix artık evli barklı bir çifttir. Hatta kocaman bir kızları vardır. Ama hayat onlar için hep böyle durgun akmayacaktır elbette.

 Poncet, sadık dostu Juremi’nin esir düştüğü haberini alınca yeni ve doludizgin bir maceraya atılacaktır. Isfahan’dan yola çıkan kahramanımız, Hazar Denizi’ne doğru sürecektir atını.

Sayfalar boyunca maceradan maceraya sürüklenmek, klasik romanların tadını yeniden bulmak isteyen okurların büyük keyif alacağı bir roman “Isfahan Kuşatması”. Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü'nün başkan yardımcısı, savaş tutsaklarının kurtarıcısı, tabuları yıkan cesur politik tezlerin sözcüsü, AB yolunda Türkiye’yi savunan sayılı Fransız aydınından biri olan Rufin, kendi hayatının izlerini ustaca yansıtıyor yazdıklarına. Dünyanın dört bir köşesini tanıyan, Doğu’ya mesafeli ya da önyargılı yaklaşmayan bir yazarın kaleminden çıktığı belli bu romanın. Okura da yazarla birlikte anlattığı masalların büyüsüne kapılıp, at sürmek düşüyor!..



Cemile


Yaşam mücadelesiyle çok genç yaşında tanışan Orhan Kemal, yüreğinde iz bırakan her şeyi edebiyata aktardı. 'Cemile' de Orhan Kemal'in hayatından satırlara taşan bir roman. Arka planında 1934 Adana'sındaki yoksul bir işçi mahallesinin ve işçilerin ekmek parası için verdiği mücadelenin anlatıldığı; güzel Boşnak kızı, işçi Cemile ile 24 lira 95 kuruş aylığa mahkûm Kâtip Necati'nin aşk öyküsü.

 Orhan Kemal kahramanlarını ve yaşadıkları çevreyi o kendine özgü gerçekçiliğiyle resmederken, yaşanan onca yoksulluğun yanında, düşmanlıklara, ilkesizliğe, toplumun duyarsızlığına karşı, insanları ayakta tutan dayanışma ve dostluk bağlarının gücünü vurguluyor.

Yazar hakkında

1914-1970 yılları arasında yaşayan Orhan Kemal'in Asıl Adı Mehmeş Raşit Öğütçü'dür. Cumhuriyet dönemi romancılarındandır. Babası, Birinci Büyük Millet Meclisi Kastamonu milletvekillerinden avukat Abdülkadir Kemali Beyin siyasal nedenlerle ailesini de alarak Suriye'ye kaçması üzerine, ortaokulun son sınıfında öğrnimini yarıda bıraktı. Adana'ya dönünce, pamuk fabrikalarında işçilik, dokumacılık, memurluk yaptı. İstanbul'a gelip yazarlığa başladı. 1970 yılında gittiği Sofya'da beyin kanamasından öldü. Orhan Kemal, yetiştiği ve yaşama savaşlarını yakından bilip bölüştüğü çevrelerin anlatıcısı oldu. Olaya ve malzemeye önem vererek, biçimi ve süslemeleri ikinci planda bıraktı. Yapıtlarındaki sürükleyicilik, doğallığa ve gerçeğe uygunluğa dayanır.


Sen Git Aşk Bana Kalsın


Yüzyıllardır ne çok şey yazılmıştır aşk üzerine, hangi ülkede ve hangi yüzyılda olduğunuz da önemli değildir aşk söz konusu olunca, insan insandır her renkte, her dinde ve her iklimde. Mehmet Coşkundeniz de yıllardır aşk üzerine yazdığı yazılarla aşkı anlatmıştır durmaksızın. Bir dost sıcaklığındaki kelimeleriyle kimi zaman acılı yüreklere şifa olmuş, kimi zaman insan olmanın keyfini yaşatmıştır yazılarıyla. Aşık olanlar tanır onu, siz de âşık mısınız? İşte şimdi güzel bir dostun kelimeleriyle yenilenecek ve tadını çıkaracaksınız aşkın.

 Aşk üzerine düşünmek ve yazmak ayrı bir serüvendir. Yazarda sizlerle paylaşmak istemiş bu serüvenini.

Kitaptan

Sizin de eliniz ayağınız birbirine dolanmaz mı aşık olduğunuzda... Sabahın kör vakitlerinde ne yapacağınızı bilmez halde yatağınızda debelenip durmaz mısınız aşk varsa.... Aşk girdiği her yüreği darmadağın eder, kimi zaman bir uçurtmaya takılıp gökyüzünde uçarsınız umarsızca, kimi zaman saat tik takları arasında bir telefon sesine muhtaç, oturursunuz anlamsızca, bir ayrılık vaktinde sancılanır ruhunuz kalakalırsınız, ne yağmurlarda ıslanmak rahatlatır sizi ne de arkadaşlara sığınmak, onsuz nasıl nefes aldığınıza şaşarsınız üstelik...

Yazar hakkında

Aşk üzerine yazdığı yazılarla tanınan Mehmet Çoşkundeniz, Mersin'de doğdu. Üniversiteyi kazanınca İstanbul'a geldi. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nü bitirdi. 1987 yılında Güneş gazetesi'nde staj muhabirlikle işe başladı. Çeşitli gazete ve televizyonda çalıştıktan sonra Posta gazetesinde işe başladı. "Aşk doktoru" adlı köşeyi hazırlamaya başladı. Şu anda hala Posta Gazetesi Haber Müdürlüğü'nü devam ettiriyor. Diğer kitapları: Aşk Bize Yakıştı,
Alev Alev Aşk



Émilie’nin Son Yolculuğu

1974 doğumlu Fransız yazar Nicholas Michel'i Türk okuru 2001'de yayınlanan Geçmişten Gelen ile tanıyor. Goncourt İlk Roman Ödülü başta olmak üzere ülkesinin edebiyat alanındaki önemli ödüllerini kazanan Michel, Emilie'nin Son Yolculuğu'nda yine etkileyici bir öykü anlatıyor. Eser, Doğan Kitap tarafından Yaşar İlksavaş'ın çevirisiyle okura sunuluyor.

Émilie, Korsika sahillerinde sürüklenirken bir uskumru sürüsünün saldırısına uğruyor. Bu Émilie’yle ilgili öğreneceğimiz ilk şey ve aynı zamanda onun serüveninin en son cümlesi.

Şimdi film geriye saracak. Sayfaları çevirdikçe Émilie’nin çocukluğuna doğru gidilecek. Daha küçük bir kızken, okulu kırıp Bastia’nın çatılarında akrobatik hareketler yapan ve yerçekimine meydan okuyan Émilie, arkadaşı Léo’yla paylaştığı gizli bir dünya yaratmıştır, ama “düştüğü” günden sonra hayata bakışı değişecektir. Artık her gününü gönlünce geçirmek ister ve Léo’nun tek yapabildiği onun peşine takılmaktır.

Okulu bırakıp maceradan maceraya koşarlar. Freaks Sirki'nde başladıkları trapez gösterileri onları Boomerang Sirki'ne kadar taşır ve kaderin onlara çizdiği yolda korkusuzca yol alırlar. Ta ki o son an gelene kadar...



Hayata Yön Veren Öyküler


Müzik Tarihinin En Büyük Isimlerinden Biri Olan Beethoven'ın Keman Tutuşunu Gören Müzik Öğretmeni Onun Için "müzisyen Olamaz!" Demişti. Margaret Mitchell'in "rüzgar Gibi Geçti" Adlı Romanı Tam 38 Defa Reddedildikten Sonra Basıldı. Bu kısa tespitlerden de anlaşıldığı gibi Akın Alıcı hayatta hiçbir zaman umutların tükenmemesi gerektiğini unutanlar için tekrar hatırlatıyor. En derin duygularanıza hitap edecek kitap, ruhunuzda küçük mutluklar yaratacak.

 Kitaptan

"75 Yaşında Öldüğünde Geride 240 Bin Tablo, Resim Ve Çizim Bırakan Pablo Picasso Dedi Ki: "çalıştığımda Rahatlıyor Ve Dinleniyorum. Beni Asıl Yoran Şey Hiçbir Şey Yapmamak Ya Da Gelen Anlayışsız Misafirleri Ağırlamaktır.

Bill Gates Mikro Bilgisayarları Çalıştıran Ilk Tasarımı 20 Yaşında Iken Tasarladı. Bir Arkadaşı Ile Birlikte Microsoft Şirketi'ni Kuran Gates Bugün Dünyanın En Zengin Işadamı.

Martin Luther King Diyor Ki: "eğer Sizden Sokakları Süpürmeniz Istenirse, Michelanegelo'nun Resim Yaptığı, Beethoven'ın Beste Yaptığı Veya Shakespeare'in Şiir Yazdığı Gibi Süpürün. O Kadar Güzel Süpürün Ki Gökteki Ve Yerdeki Herkes Durup 'burada Işini Çok Iyi Yapan Biri, Dünyanın En Iyi Çöpçüsü Yaşıyormuş,' Desin.""



İstanbul’un Sandık Odası


İstanbul’u gerçekten görebilmek ister miydiniz? Selim İleri İstanbul’un gizli hazinelerini yazdı. İstanbul’u belleklerimizde her dem canlı tutan herkesin ve her şeyin kitabını yazdı. Artık mazide kalan, geri dönüşü imkânsız güzellikleri önümüze koyuyor. Ve böylelikle bellekleri tazelerken yeniden öğretiyor. İleri’nin inceliklerle harmanlayıp bütünlediği İstanbul’un Sandık Odası, İstanbul’u anılarla capcanlı kılarken yaşamın telaşından görmeyi unuttuğumuz hazineleri de hatırlatıyor.

 Her şeyi gören, her devri yaşamış acılı bir bellek gibi...Yazarların, şairlerin, ressamların izlerinde kalanı anlatırken kendi İstanbulu’nun manolya kokulu bahçelerinde dolaşıyor doyasıya.

Kitaptan

"Önce Kadıköyü’nün oturanları ihanet ettiler, Beyoğlu yakasına taşındılar. Biz de onlar arasındaydık. Gerede Apartmanı’ndaki evimizi bıraktık. Önce Almanya. Almanya dönüşü Cihangir’e taşınıldı. Yaz kış bir sayfiye şehri izlenimi bırakan Kadıköyü’nde değişmeler ivme kazandı. Güzel yöre büyüsünden hızla bir şeyler kaybediyordu. Ahşap evler birer birer yıkılırken “yeni”ye açıldığımız düşünülmüş, buna sevinilmişti. “Neydi o köhne evler...” Tıpkı evlerdeki değerli eski eşyanın hırdavatçıya üç beş kuruşa satılması gibi, Kadıköyü’nün özel mimarisi de yıkıcılara teslim edildi. Önce sobalı, sonra kaloriferli apartmanlar “köy”ün çehresine bambaşka bir anlam oturttu. Ağaç kıyımına da pek ses edilmedi."

Yazar hakkında

Atatürk Erkek Lisesi’ni bitiren (1968) Selim İleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini yarım bıraktı.Dünya gazetesinin sanat sayfasını (1979) ve Argos dergisini yönetti. Çok sayıda dergi ve gazetede eleştiri ve inceleme yazıları ile öyküleri yayımlandı. On dokuz yaşındayken yayımlanan Cumartesi Yalnızlığı adlı ilk öykü kitabında tutturduğu edebî düzeyle dikkatleri üzerine çekti.Öykülerinde bireyin zengin iç dünyasını yansıtmaya öncelik veren yazar, ilk romanlarında bireyler arasındaki iletişimsizlik öne çıktı. Daha sonraları ise bazı siyasal konulara da yer veren yazar, son romanlarında yakın tarihte yaşamış bazı tanınmış kişilerin yaşamlarını ele aldı.



Kiraz Toplayan Uskumru


Herkesin her şey hakkında söyleyecek çok şeyi olduğu bir dönemden geçiyoruz. Mikrofon kime uzatılırsa o konuşuyor.Aşkın ömründen zayıf kalmanın kurallarına, gençliğin sırlarından mutlu evlilik formüllerine, depremin şiddetinden biçimine kadar kimsenin bilmediği bir şey yok bu hayatta. Ahmet Tangün, pop çağının enformasyon yağmuru altında zorlanan bizlerle açıktan açığa dalgasını geçiyor.

 Gerçek bir haberden yola çıkarak ortaya attığı yalanı öylesi bir konumlandırmayla işliyor ki, inanmamak için hiçbir neden yok! Ve onu ciddiye alan okuru da bu tehlikeye karşı uyararak “Sakın ciddiye almayın!” diye eklemeyi unutmuyor.

Kitaptan

Basında çıkan son haberlere göre, ünlü bir fizik mühendisi üzerinde bir robot eli bulunan siyah bir kutu yapmış. Düğmesine bastıktan tam iki dakika sonra kutudan telefon çalıyormuş gibi bir zil sesi geliyor. İşte o zaman kutunun üzerindeki el ahizeyi alarak kaldırıyor, “Alo” diyor ve tekrar yerine koyuyor. Fransa’daki yeni “şimdilik” işte bu. Esrarengiz bir asırda yaşıyoruz. Dün bilimde kaydedilen ilerleme ertesi gün kaydedilecek ilerlemeden artık daha ileri olarak kabul ediliyor. Bir sonra olması gereken ilerlemelerin önüne geçiyor. Sanki düş gücünü önceden sezinleyip, onun da önüne geçiyor.

Yazar hakkında

1946 yılında Ankara’da doğ¤du. 1965’te Saint-Joseph Fransız Lisesi’nden, 1969’da AÜ Basın ve Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu. 1967’de Hayat ve Ses mecmualarının Ankara muhabiri olarak gazeteciliğe başladı. 1969’da Fransız hükûmetinin bursuyla Fransa’nın Strasbourg şehrine öğrenci olarak gitti.1974’te “Türk Basınında Sosyalizmin Görünümü 1960-1971” konulu doktora tezini savunarak gazetecilik doktoru unvanını aldı. Ö¤rencilik döneminde Fransa’da bilişim dalında çalışmaya başladı. İş idareciliğinden sonra programlama dilleri ve tekniklerini öğrenerek sistem analist ve programcısı oldu. “Maiframe” büyük sistem bilgisayarlarda sigortacılık ve bankacılık işlemleri alanında uzmanlaştı ve proje şefi olarak 2002 yılı sonuna kadar görev yaptı. Ayrıca 1995-1997 arasında Hürriyet gazetesi için Paris’ten serbest muhabir olarak çalıştı.

Yorgun Mayıs Kısrakları


Tarih ayrıntılarda gizlenir. Yılmaz Karakoyunlu’nun bu son romanını koyu bir hüznün lezzetiyle okuyacaksınız. Karakoyunlu, bu defa Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına ve o yılların önemli kişilerinin hayatlarına ışık tutuyor. Her gün can alan verem hastalığının, bitimsiz savaşların, yoksulluk ve yoksunluğun dehşetini içimize salarken Çakırbeyli Adnan’ın, Üsküplü Yahya Kemal’in, Selanikli Celile ile oğlu Nâzım’ın, Berin’in, Ayhan’ın, Piraye’nin öykülerini olanca açıklığıyla dile getiriyor. Özel yaşamların henüz kamuya mal olmadığı zamanların siyasetle sarmalanmış büyük aşklarıyla gözlerimizi kamaştırıyor.

 Kitaptan

“Her insan, başkalarına sır gibi görünür. Oysa insan, kendini ne kadar tanırsa, o kadar güçlenir. Bir insanın kendini tanımasıyla, başkalarına sır gibi görünmesi imkânsızlaşır. Berin Hanım, yorgun mayıs kısraklarını, altın huylu doruklara sürdü. Yelelerinde, adâlet ahlakını lime lime doğrayan keskin bir ustura geziniyordu. Gece, soluk ve erguvandı... Gündüzler çıplak bir güneş gibi tenimizde boy attılar. Sonra hoyrat bir kasırgada hasret mayalandı. Eylül, vakur bir sabırla kışın kapılarına yürüdü. Berin Hanım gözlerini yumdu. Tende bir can; canda cânân göründü. Dudaklarında kahırlı sabrın acısı vardı. O acıyı mor bir gecenin kulağına fısıldadı; ‘Kim bilir kaç zemheriden sonra gelecek o bahar...’”

Yazar hakkında

Öğretmen bir anne ve avukat bir babanın oğlu olarak 1926’da İstanbul’da doğan Yılmaz Karakoyunlu, liseyi Diyarbakır’da okudu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir bankada müfettiş yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 1963’te müfettiş oldu ve üç yıl sonra Devlet Planlama Teşkilatı’na girdi. 1969’da lisansüstü ö¤renimi için ABD’ye gönderildi, doktorasını İstanbul Üniversitesi’nde tamamladı. Sabancı Holding’de, Kanal D televizyonunda ve Tekstilbank’ta çalıştı. Daha sonra Anavatan Partisi’nden İstanbul milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Tiyatro Yazarları Derne¤i üyesi olan Karakoyunlu, Sabah gazetesinde köfle yazıları da yazdı.



İki Yabancı Eller Birleşmiş


Roma’da büyülü bir aşkla başlayıp, Vietnam’da savaşın cehenneminde süren etkileyici bir roman.1960 yılı. Roma... Büyülü bir şehirde, sinemanın göz kamaştırıcı cazibesinin ağır bastığı sıcak bir yaz. Modeller, ressamlar,yönetmenler, aktris ve aktörler, gazeteciler... Renkli hayatlar...Renkler arasında kaybolup gidenler... Bir yıldırım aşkıyla başlıyor herşey... Renklerden pembeyi seçiyor yazar önce.Sonra pembe gitgide yerini bordoya bırakıyor, hüzünlü,karamsar ve karışık bir hava esmeye başlıyor Roma göklerinde.

 Marc Lambron’un romanı, bir aşk öyküsünün gerisinde yakın tarihin panoramasını da çizmeyi başarıyor. Roma’nın gece hayatı, Cinecittà, uyuşturucunun yakıp yıktığı hayatlar, Andy Warhol’un factory’si, renkli ama yüzeysel Amerikan hayatı, Vietnam cehennemi, sanal ve gerçek hayatlar arasındaki o ince çizgi... Birbirinin kopyası iki kız kardeşten biriyle yaşadığı aşkın ardından, diğeriyle evlenen bir gazetecinin anıları ekseninde 1960-1970 arasında bir yolculuğa çıkıyoruz bu romanda.Sürükleyici ve belgelere dayalı anlatımıyla Lambron, bu yolculuğu neredeyse gerçek kılıyor.

Kitaptan

“Işık ne kadar zayıf olsa da, varlığından apaçık bir elektrik yayılıyordu. Bu kız kesinlikle güzeldi. Karanlıkta bankta oturan beni fark etmiş miydi? Bakışlarıyla bir an bahçenin benim bulunduğum köşesini taradı. Sonra birden çeşmeden uzaklaştı. ve birkaç adımda yeşil cortile’den çıktı. Ben yirmi saniye daha oturdum. Onu takip etmek üzere kalktığımda, çoktan gözden kaybolmuştu. Bahçenin her yerini arşınladım, çitler arasında dolaştım durdum, defalarca geri döndüm. Yok. Ortadan kaybolmuştu.”
Moderatöre Bildir   Logged

Ya doğru zaman yanlış insanı çıkartıyor karşına 
Ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor
ya zamana yeniliyorsun ya kişiye...


....


Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidi birakma! Akilli insan bilir ki, olumun arkasinda bile daha guclu bir hayat beklemektedir.   MEVLANA

aşk yeniden mi çıkmaza giriyor... 
Berduş Cemşit
Tanrı Misafiri
« Yanıtla #3 : 30 Mart 2007, 23:57:12 »

Uygun foruma taşınmıştır.
Moderatöre Bildir   Logged
ETKİ
Admin
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7.140
Konu Sayisi: 64

αşк ιçιη öℓмєℓι αşк σ zαмαη αşк


« Yanıtla #4 : 22 Eylül 2007, 20:06:43 »

sen git aşk bana kalsın...

ısrarla tavsiye ediorum
okumalısınız...
Moderatöre Bildir   Logged

SuSs..
€yéLpi
Moderatör *
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.552
Konu Sayisi: 67

işte gidiyorum


« Yanıtla #5 : 01 Kasım 2007, 10:25:07 »

Veda 'Esir Şehirde Bir Konak'


Ayşe Kulin, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerinde, işgal altındaki İstanbul'da bir konakta yaşananları anlatıyor bu kez. Son Maliye Nazırı ve ailesi aracılığıyla o dönemin resmini çizen Veda, çökmekte olan bir tarih ile yeni bir gelecek arayan Milliciler arasında sıkışan o dönem Osmanlı aydınının da öyküsünü dile getiriyor.

Ayşe Kulin'in her zamanki ustalıklı ve sürükleyici üslubu ile okurlarının elinden bırakamayacakları bir kitap bu. Günümüz Türk edebiyatında neredeyse eşsiz olan, biyografik veriler ile roman tekniğini birleştirmekteki ustalığını bir kez daha sergileyen Kulin, bu kez bir İstanbul öyküsü bir imparatorluk tarihini birlikte ele alıyor.
Moderatöre Bildir   Logged

yüreğim yanıyor ...


eyelpi işte o benim
selly
Yönetici
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7.609
Konu Sayisi: 324

sensiz kaldım bu şehird bu şehride terk ediyorum


« Yanıtla #6 : 15 Kasım 2007, 23:57:30 »

Sevdalım Hayat
Zülfü Livaneli
REMZİ KİTABEVİ / Yayınevi Genel Dizisi


Tartışma yaratacak 'anılar denizi'

Zülfü Livaneli'nin, Mutluluk ve Leyla'nın Evi adlı çok satan kitaplarının ardından beklenen anlatısı çıkıyor.

Bir dönemin siyaset ve sanat olaylarına ışık tutacak, her kuşaktan insanlar arasında ilgi uyandıracak anı ve değerlendirmeleri kapsayan roman tadındaki bu kitapta, okuma serüveni peşindeki bir çocuğun düşleri, hücrelere kapatılan ve sürgünlere mahkûm edilen bir aydının serüveni anlatılıyor.


Erkekler Gerekli mi?
Kadınlarla Erkekler Çarpışınca

Maureen Down
SAGA YAYINLARI / Yayınevi Genel Dizisi


The New York Times'ın Pulitzer Ödüllü Yazarından

"Günümüz toplumunda kadının yeri üzerine eğlenceli ve iğneleyici bir bakış."
Library Journal

Erkekler neden zeki ve başarılı kadınlardan korkuyorlar? Feminizm neden tökezledi? Günümüz kadınları neden bir estetik çılgınlığı içinde duygularını ve yüzlerini donduruyorlar? "Hem kariyer hem aile sahibi olmak" fikri acımasız bir aldatmaca mı? Erkekler neden hep genç kadınların peşinden koşarlar?

New York Times gazetesinin en sivri dilli yazarlarından Maureen Dowd, ekonomiden politikaya, pop kültüründen Y kromozomuna kadar her şeyi inceleyip cesurca sorular soruyor. Bu zekice yazılmış, geniş kapsamlı kitap, cinsiyetler arasındaki kaosa barışçıl bir çözüm arayan herkese ilaç gibi gelecek.

"Dowd; Y kromozomu üzerine yapılmış bilimsel araştırmalardan kadının IQ'suyla evlenme olasılığı arasındaki bağlantıya değinirken, toplumun Gloria Steinem ve "makyajsız" feminizmden nasıl Desperate Housewives ile Botox enjeksiyonlarına kaydığı gibi popüler kültür konularına da el atıyor. Okunmaya değer, kışkırtıcı ve eğlenceli."
Library Journal

"New York Times'ın köşe yazarı, Oscar Wilde'dan Bebekler Vadisi'ne uzanan göndermeleriyle baş döndürücü bir okuma keyfi sunuyor."
Chicago Sun-Times


Suskunlar
İhsan Oktay Anar
İLETİŞİM YAYINLARI



      
Suskunlar
İhsan Oktay Anar
İLETİŞİM YAYINLARI
   Eflâtun rengi hayaller kuran bir "suskun"un sözleridir, bu roman. İşittiğini gören, gördüğünü dinleyen, dinlediğini sessizliğin büyüsüyle sırlayan ve tüm bunların görkemini hikâye eden bir adamın alçakgönüllü dünyasına misafir olacaksınız, satırlar akıp giderken. O ise, muzip bir tebessümle size eşlik edecek, sessizce... Sayfaları birer birer tüketirken, benzersiz erguvanî düşlerin "gerçekliği"nde semâ edeceksiniz ve bu düşlerden âdeta başınız dönecek.

Hayat kadar gerçek, düş kadar inanılmaz bu dünyanın tüm kahramanlarının seslerini duyacak, nefeslerini hissedeceksiniz. Çünkü Suskunlar, sessizliğin olduğu kadar, seslerin ve sözlerin, yani musikînin romanıdır. Sonsuzluğun derin sessizliğinin "nefesini üfleyen" ve ona "can veren" bir adamın hayallerinin ete kemiğe bürünmüş kahramanları, en az sizler kadar gerçektir; ya da siz, en az onlar kadar bir düş ürünü... Bağdasar, Kirkor, Dâvut, Kalın Musa, İbrahim Dede Efendi, Rafael, Tağut, Veysel Bey ve diğerleri... Onlar, sessizliğin evreninden İhsan Oktay Anar'ın düş dünyasına duhûl ederek suskunluklarını bozmuşlardır.

Bir meczûp aşkı tattı, bir âşıksa aşkına şarkılar yazıp ruhunu maviyle bezedi; diğeri, kaybolduğu dünyada bir sesin peşine düşerek kendini buldu. Nevâ, belki de, herkesin âşık olduğu bir kadının pür hayâliydi. Hayâlet avcısı, kendi ruhunu yakalamaya çalıştı. Zâhir ve Bâtın ise, zıtlıkların muhteşem birliğinde denge bulan iki ayrı gücün cisimleşmiş hâliydi.

Suskunlar'ı okuduktan sonra aynaya bakmak, yansıyan aksinizde gerçeği görmek, gördüğünüzü işitmek ve duyduklarınızla sağırlaşıp susmak isteyeceksiniz. Sayfalar tükenip bittiğinde, kim bilir, belki de "suskunlar"dan biri olacaksınız.


Tabletteki Sır
"Bir adamı öldüreceğim Tanrı beni bağışlasın..."
Julia Navarro
DOĞAN KİTAPÇILIK


   Roma'da, günah çıkaran bir adam şunları söylemektedir "Peder, ben bir adamı öldürüp suç işleyeceğim..."

Tam da o sırada, başka bir yerde, bilimsel bir kongrede, geçmişi karanlık güçlü bir adamın torunu, olan Iraklı arkeolog Clara Tannenberg, İbrâhim peygamber'in gerçekten yaşamış olduğunun bilimsel delili olabilecek otantik tabletlerin keşfedildiğini haber veren bir bildiri sunmaktadır.

İbrâhim peygamberin; dünyanın yaratılışı, Babil kulesindeki insanların dillerinin karışması ve evrensel tufan konularında kendisine anlattıklarını çivi yazısıyla çamur tabletlerin üstüne aktaran bir yazıcının eseridir söz konusu olan. Bir kutsal kitap...
Gerçek bir Çamura Yazılan Kutsal Kitap.


Son Ültimatom
İki Cambaz Bir İpte...
Robert Ludlum
ALTIN KİTAPLAR




   Doğu Bilimleri Profesörü olan David Webb, sadık bir eş ve iyi bir babadır. Yaşadığı bir kaza sonucu geçmişinde ne yaptığını ve kim olduğunu hatırlayamamaktadır.

Bu arada eski bir CIA ajanı olan Conklin ile Dr. Panov, Jason Bourne imzalı bir telgraf alırlar. İkisi de bir lunaparka çağrılmaktadır. Telgraf üzerine gittikleri lunaparkta, işlenen bir cinayete tanık olmaları onları da kuşkuya düşürür. Çünkü Bourne'u yakından tanıyan adamlar onun bu cinayetle ilgisi olamayacağını, bir profesör olarak farklı bir hayat sürdürdüğünü ve bu olayla Bourne isminin tekrar gündeme getirilmek istendiğini anlarlar. Bu işin altında başka biri vardır. Sonunda telgrafın Çakal adıyla tanınan ve Bourne'un can düşmanı olan Carlos tarafından gönderildiğini anlarlar. Bunun üzerine David Webb'e, namı diğer Jason Bourne'a giderler. Çakal'ı tanıyan ve yüzünü gören tek kişi odur.

Webb olanlardan Çakal'ın kendisiyle son bir hesaplaşmaya girmek istediğini anlar ve oyunu kuralına göre oynamaya karar verir.

Bu acımasız ve ölümcül hesaplaşmadan kimin sağ çıkacağı ise belli değildir...


Demokrasimizle Yüzleşmek
Emre Kongar
REMZİ KİTABEVİ


 Emre Kongar kısa sürede 200 bin satışa ulaşan Tarihimizle Yüzleşmek adlı kitabının ardından şimdi de Demokrasimizle Yüzleşmek'le okur karşısında!

Bu kitapta Kongar, günümüzde en çok sorulan "Türkiye nereye gidiyor?" sorusuna açık ve net yanıtlar veriyor.
Moderatöre Bildir   Logged

Ya doğru zaman yanlış insanı çıkartıyor karşına 
Ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor
ya zamana yeniliyorsun ya kişiye...


....


Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidi birakma! Akilli insan bilir ki, olumun arkasinda bile daha guclu bir hayat beklemektedir.   MEVLANA

aşk yeniden mi çıkmaza giriyor... 
selly
Yönetici
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 7.609
Konu Sayisi: 324

sensiz kaldım bu şehird bu şehride terk ediyorum


« Yanıtla #7 : 16 Kasım 2007, 00:08:12 »

Hijyenik Aşklar
Yılmaz Erdoğan
SEL YAYINLARI


Kalabalık geceleri bekleyen yalnız kahvaltılar için hep acele ediyorduk. Yağsız beyaz peynir tadında ilişkiler kuruyorduk. Seviyorduk. Sevmeyi seviyorduk. Bazı elele yürüyüşlerde yağmur yağsın istiyorduk. Hangi sevdanın üstüne yağmur yağsa, biz onu aşk belliyorduk. Hijyene önem vermiyorduk. Beyaz çarşafların üstündeki lekeler aşklarımızın haritalarıydı. Hangisi biz, hangisi yavru vatan oradan anlıyorduk.



Armagedon,
 Aydoğan Vatandaş
TİMAŞ YAYINLARI


Beş ayrı davadan yargılanarak toplatılan ve neticede beraat eden bu kitap, Türkiye'nin gizli, fakat gerçek tarihidir. Körfez Savaşı'ndan Çekiç Güç'e, Kürt Devleti projesinden Susurluk'a, Uğur Mumcu suikastinden Eşref Bitlis cinayetine, Muavenet olayından....
Moderatöre Bildir   Logged

Ya doğru zaman yanlış insanı çıkartıyor karşına 
Ya da yanlış zaman doğru insanın kaybına neden oluyor
ya zamana yeniliyorsun ya kişiye...


....


Gucluk kolaylikla beraberdir, kendine gel, umidi birakma! Akilli insan bilir ki, olumun arkasinda bile daha guclu bir hayat beklemektedir.   MEVLANA

aşk yeniden mi çıkmaza giriyor... 
andırgac
Ajan
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3
Konu Sayisi: 0
« Yanıtla #8 : 13 Şubat 2008, 12:45:41 »

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
OKUYACAĞIM BU KİTABI
Moderatöre Bildir   Logged
lovable
Gold Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 921
Konu Sayisi: 3


« Yanıtla #9 : 13 Şubat 2008, 12:48:01 »

hangisini icon_yokcanim
Moderatöre Bildir   Logged
andırgac
Ajan
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3
Konu Sayisi: 0
« Yanıtla #10 : 13 Şubat 2008, 12:52:57 »

Kitabın adı:  Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm
Yazar:           Ali Zengin
Yayın Evi:    Akgün Yayıncılık
Türü:            Türkçe Roman,  272 Sayfa, Karton Kapak, Ocak 2008
ISBN:            978-9944-5797-7-3

   Sırlar Işığında
         Hayat ve Ölüm

İri gözler sır perdesinde sahibi ile yüzleşince, psikolojik sarsıntıdan önünü göremeyen bir benliğin hikâyesi…

Yaşamı boyunca sıkıntı çektikçe mutlu olmak isteyenlere, hayatı bütün olumsuzluklara rağmen yaşayanlara…

Hayata yeniden başlamak, bütün sıkıntılara rağmen değer.

Yaşamak için mucizeye gerek yok. Sırlar seni buldukça, ölüm seni aradıkça, aşk ateşi ile yaşama gücü kazanacaksın.

Sırlar Işığında Hayat ve Ölüm’ü Ali Zengin’in doyumsuz anlatımı ve akıcı dili ile yaşayacaksınız.  Bir döneme ve bir yaşama ışık tutan bir hayatın resmi… Yaşadığınız dönemden, yansıtılan döneme yolculuk yapmak ister misiniz?

Hayat ve Ölüm, Aşk ve Nefret, Siyah ve Beyaz…
                             
Ölümün güzelliği…
Kaderin heyecancılığı…
Aşkın kuvveti…



bir kitap ta tanıtayım dedim. etkileyici bir kapağı vardı aldım. içi de hayli etkileyiciydi...
Moderatöre Bildir   Logged
untitled
Ajan
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 4
Konu Sayisi: 0
« Yanıtla #11 : 08 Ağustos 2008, 15:11:58 »

bence yenı cıkanlar arasında Kürşat Başar'ın  Başucumda Müzik gayet iyi. zaten gerçekten başarılı programları var ve cok kalıtelı bı ınsan. ben programlarınıda takıp ederım. CNN türk te programı oluyo hafta ıclerı ben zevkle ızlıyorum acıkcası. hos bı ıcerıgı var ve sıkılmıyosun. hatta bu aksam da var saat 20:30da. Ertuğrul Günay olcakmıs. yıne ızlerım kesın. sızlerede tavsıyem olsun arkadaslar.
Moderatöre Bildir   Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: ilber kitab

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 14.673
Mesaj: 150.318
Konu: 9.541
Son Üyemiz davidrossi
, CixFoRuM a Hosgeldin.
Son 10 Cix Konu

-Su anda canınız ne istiyor?

-şu anki yüz ifadeni smiley ile anlat

-şuan neyi düşünyorsunnn

-içinden ne geçiyorsaydı...

-***Giderken haber verme panosu***

-[:._ KBSNTSGKSCCMBETGH _.:]

-Rutin Hareket Klup Platformu

-CF Köyü Gafesi

-kimi neden seviyorsun???

-En Çok neye sinirleniyorsunuz???
Son Gönderilen Mesajlar
MisOyun.NeT Saglikli Yasam Powered by SMF 1.1.6 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
HeRYeRDeSeN.CoM Ceza