|
musaoz
|
 |
« : 16 Temmuz 2008, 14:31:07 » |
|
Arka Bahçe
Evin gölgesidir arka bahçe Bir yatak odasının Usulca taşan sıcağı
Çocuğun dokunuşu Annenin durgunluğudur arka bahçe Dudakta öpücük izi Bir yaradır kuşun kanadında Elmaya düşen ala Çatlayan yüreği narın
Seksek için yollara Çizilen şekillerdir arka bahçe Bir gelinin ilk gecede Yere düşen duvağı
Dul bir kadının En tenha yeridir arka bahçe İşveli ve içli sözleri Ya da yanlış yorumlanan Pembe gülüşü
Asker mektuplarının Okunduğu yerdir arka bahçe Ve üzgün bir sevdanın O solgun haresi
Şairin haremidir arka bahçe
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #1 : 16 Temmuz 2008, 14:32:29 » |
|
Ela
Çocuğun gelince süt dişleri Büyür annenin sevinci Su içlerinde çakıl tanesi Ve mayhoş bir ağartı uçlarında Eladır bu Çiy damlası tırnakları Diş goncasında acı bir kamaşma Gülerken ağlaması
Deli kız kaptırır gönlünü Aydede uçurur geceler boyunca Ve durulur da pembeleri Avuçlanmış bir su yalnızca Yürüse sokaklarda denize baksa Sözler, kokular Boyuna ince bir düşünce Eladır bu
Şair yüreği açar dikenleriyle Konmasa da yorgun kuşlar Bir kızdır koklayan Tırnakları kanar, incelir düşleri Eladır bu Ah şair çocuk Köpük toplar kızların koynundan Sürer gökyüzüne güz günleri
Şu utangaç gökyüzü Uçsa bulutlarla, kuşlarla konsa Derelerin gümüş rengi Çoğalır bir damla gözyaşıyla Kadınlar ki solgun öykülerde Kol kanattır çocuklara Türküler, kederli aşk şiirleri Eladır bu
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #2 : 16 Temmuz 2008, 14:33:28 » |
|
Çocuk
Masamız bir yaz ayı. Sandalye Gölgesi ağacın Su damlacıkları düş kırıntılarıdır Kuşların düşürdüğü
Senin yürüyüşünde Yorgun bir yazmanın endamı Sesin ki taçyaprağı Ya da uçarı bir pembe Soluğun terli, öfken terli. Sonra Kilim yere serilir Isınır taşlar suyun içinde Kuyuların kumu çoğalır Derin uykusuna dalar ay Ya sonra Sonrası bu işte
Kirinden pasından arınır dünya Renk gelir dizlerime
Gölgeler ki içidir evrenin Döker de seslerini Kaybolur gider sokak içlerinde Çocuk Sıkıca kavrayıp resimli ipini Gökyüzünü uçurur
Bereketli bir tarlanın işmarısın İşveler içinde
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #3 : 16 Temmuz 2008, 14:35:27 » |
|
Değişim
Okunaklı yol şarkılarına çalıştık Değişimdi ilk hecemiz
Deniz ki yorgun tavrıyla O göksel kabuklarını Yoğun bir çabayla kum üzerine Değiştirir boyuna Ve yaşlı balıkçı ömrünü Kız ise kızlık zarını Ovalar dağlara değişir. Dağlar Çalışkan bulutlara
Sözün bekareti çocuğun dişiyle
Bir de gün saplanır güne Gibi devrilir usulca. Ay Bir entari düğmesi. Yıldızlar Ah yıldızlar ise düşünce… Balıkçı ile deniz, fikrini Dağlar akbabayı değiştirir Ve sırmalı kız geceleri Gül kokusuna çalışır da Bir ip kopar dantelinden ipince Ağzında Kırmızı erik çekirdeği
Okul şarkısıydık biz dokunaklı
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #4 : 16 Temmuz 2008, 14:36:32 » |
|
Şarkı
Yaz annemin mevsimi İlkyaz kız kardeşimin. Babamın ise Sonbahar Ah yorgun babam Rüzgarlı tepeler gibi konuşan
Mevsimler için böyle güzel Şarkılar söyleriz
Bir vakit ki kadınlar Gün dönünce güz aylarında Koyulaşan sütler gibi güleç Ve yoğundurlar Öyle derin ve manalı
Kadınlar için de söyleriz Bu şarkıları
Bahanedir suların buharlaşıp Bulutların yoğunlaştığı Gökyüzünü yıkar aslında yağmur Yeryüzü de Faydalanır bu halden
Mor şarkılar söyleriz gökyüzüne Arada işte böyle
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #5 : 16 Temmuz 2008, 14:37:30 » |
|
Bir Ana
I Dudaklar yansa da dereler soğudu
II Şarkılar söylüyor tarlakuşu Geçerken hüzünlü gül sandıkları Üşüyor anaların gözyaşıyla Güleç göller, utangaç gökyüzü Ve reçine kokuyor üzümler Taneleri iri yar gülümsemesi
Güzdür şimdi anıları okşayan
III Uçarken mavi gönül kelebeği Evlendi, çoğalsın diye çocuklar Ve bitti sevda, savruldu goncası Ölü güller taşıyor koynunda Ellerinde boş bir kuş yuvası
Güzel olsun diye meyveleri Yaşlanan frenkincirleri, boz alıçlar Gibi soldu her gebe kalışında Ah hangi üzgün cephede şimdi Uykusuz geceleri, can yongası
IV Bir Yemen türküsü güz bahçesinde
V Ve o bitmeyen kalp ağrısı
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #6 : 16 Temmuz 2008, 14:38:15 » |
|
Yaz
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Susuverdi ağustosböcekleri Kemençelerini, şarkılarını Vurup sırtlarına çekip gittiler
Nereden mi biliyorum yazın bittiğini Arıkuşları daha bir kilim renginde Taşa, toprağa Daha bir yakın uçuyorlar
Yazın bittiğini nerden mi biliyorum Bir beyaza çalışıyorum ben Gurbete ve ölüme gidiyorum akşamüzeri Bir giz ile bütünleşiyorum Oturup yazacağım bunları bir güz
Havada yeleğimin terli resimleri
Nerden mi biliyorum yazın bittiğini Şu kızın göğüsleri Uçmaya hazırlanan yaz sonu havası Ergenliğini alıp götürüyor rüzgar
Sızıyor edası turuncu yollardan
Yazın bittiğini kimse bilmiyor
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #7 : 16 Temmuz 2008, 14:39:19 » |
|
Elmanın Kokusu
Duyulmuyor dudağın derine yansıması El ele duruşun yoğunluğu Ve her yerde aynı ekmeğin kokusu Elmanın ve öpüşmenin de Ergenliğin tendeki esrimesi
Duyulmuyor kalbin dolaylı yorumları Diz dize tutuşmanın Türkçesi Savaşın acısı aynı her yerde Bir çocuğun bilincimizi kamaştıran bakışı Ah, aynı yoksulluğun sözcükleri
Duyulmuyor tenin tene ince sorusu Terin tere sıvanan gülümsemesi Kış ortasında bir ateşi Ortasına alan insanların aynı devinimleri Üzümü tane tane yemenin ustalığı Ve aynı güle yürümenin edası
Duyulmuyor düşlerin uzun yolculuğu İmgenin imgeye takılan halleri Her yerde aynı sözün örgütlenişi Ve ezgileri usulca savurmanın coşkusu Ah, aynı taşın taş ile öpüşmesi
Aynı her yerde çocuğun duruşu
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #8 : 16 Temmuz 2008, 14:40:56 » |
|
Dizi Sıyrık Çocuk
Kızların intizarı çektiklerin Dedi ablam usulca Kimse silemez bu sihiri Yazı solduruyor güz Sıyrılıp geliyor, yerleşiyor avlusuna Ama benim yüreğime Gelmiyor gümüş rüzgar
Gelmiyor yüreğime ay yeli Dolayıp da gün ışığını saçlarıma Sürüyorum göğe Gözlerimdeki kırık gamzeyi
Dizi sıyrık bir çocuğum ben Ki ölürsem gizlice Bilin ki bu yaradan ölürüm Bir meneviş kuşuydum oysa Uzak bir resim çizerdim Gökyüzünün koynuna Ne düşlerimdeki sıyrıklar iyileşir Ne dişlerimdeki çizikler
Benim yüreğime Gelmiyor gümüş dizeler
Dizi sıyrık bir çocuğum ben Kanıyor her gece Ah, bu yüzden çektiğim intizarlar Gül, yastıklara değince
Kızların uykusu çektiklerim
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #9 : 19 Temmuz 2008, 08:07:57 » |
|
GÜZ GEÇMİŞ
I Nisan geçmiş buralardan Yeşil izler, kekre kokular bırakarak Ala kınalı topuklarıyla Mayıs geçmiş buralardan
Dişi şarkılarıyla kadirne kuşları Dağ elmaları yanık tadıyla
Ah gelmiyor koçak gönüllü yar
II Kopuz gibi çalan yayını ve aşkını Uzun ince mızrağını kuşanan Asuman boyu, gök rengi gülüşlerini
III Gül kokusudur Aslı ile Arzu Hoyrat bir rüzgardan düşmüş de, usulca Yurt edinmiş çoban ıslığını Koca bir yalandır ilk başta masallar Tanrılar ise bir avuç kum
IV Tarih sahnesinden silindi Gibi bir hüzün
V Ölüme mi özendirdi tanrıça sevgilisini Güz geçmiş buralardan
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #10 : 19 Temmuz 2008, 08:08:42 » |
|
HAFTA SONU
Eksilttik birbirimizi aşk ile Çoğalttık kan ter içinde Kaşlarımız eğildi, kirpiklerimiz kırıldı Bir heybe taş döktük Gül devşirdik bir de yonca
Aylardan aralık. Ya da Turunç ayı Yıldız aya çarpa çarpa kırılır çoğalır Çocuk çocuğa Şiir şiire çarpar çoğalır
Kalkıp gittik pazar yerine Toprak doldurduk çantamıza Biraz deniz, biraz gökyüzü ve bir kızın Yorgun edalarını Ela düşlerini bir çocuğun
Sonra bir şarkı söyledik Taşlardaki peri kokularına
Yürüyorduk ahmak ıslatan Bir ıslandı yağmur Akıp geçtik turuncu anılarla Üstümüz başımız Saçak ucu, kuş kanadı
Yüzümüzde hafta sonundan kalma Bir gülümseme
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #11 : 19 Temmuz 2008, 08:09:23 » |
|
GÖKYÜZÜ
Gül attım gökyüzü düştü
Denizi bir kilime serdim Üst üste ekledim güzü Aydede.. Ah, işte orada dur! Onardım da sözü Taş gibi kavrayıp suları Saçtım yüzüne gözüne Sonra topladım çalısını çırpısını Tenindeki çiy damlasını Vurup hançeri beyaz rüzgara Mor kınalar devşirdim
Soludum da tarlalar uçuştu
Gökyüzü gelip usulca Konuverdi delişmen kızın sesine Konsun konmasına da ‘Da’sı var işte bir de Hadi be neyse diyecektim O Lekeler olmasaydı Külotunun öyle gizli görünmesine İlahi gökyüzü Kamaşıp durdu günlerce
Soludum gökyüzü uçtu
Uzandım da kanadı dağlar
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #12 : 19 Temmuz 2008, 08:10:03 » |
|
ŞİİR KIRINTILARI
I Dereler denize akar, gökyüzü dağlara
II Bir anne gördüm yan avluda Daha küçücük Çocuğundan bile küçük
III Savaş gemisi çekilse kenara Deniz Koşup gelecek güle oynaya
IV Sokaklar büyütüyor çocukları Denizler, masallar Akşamüstleri yorulunca
V İnciri dalını eğip de, üzümü salkımıyla Entarisiyle güzeli
VI Uzak bir yolcu düşürüp unutmuş Güz meyvelerini
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #13 : 19 Temmuz 2008, 08:10:45 » |
|
YAŞAM
El salla taşlığa soyunan güneşe Dere ile akan dolunaya Ya da *bu kelimeyi kullanmak yasak* duruşuna incirin Çardakta buluşmanın günahına
Dişlerinden okunmalı sevincin
Hamarat bir kadının koynundan Dökülen yaz meyveleri Gibi yaşamın içerisinden Bir sözcük edin ve çoğalt boyuna
Ah öyle ya bak unutmuşum Bir de ölüm var arada Yorgun kokusuyla bağbozumu Ya da kuşların giz yolculuğu
Gülümse dişlerindeki ısırığa Yüreğindeki tırnak izine Gençlik dediğin de ne ki? Olsa olsa Turuncu kokulu kır çiçeği
Düşlerinden okunmalı gönencin
Ah öyle ya hatırladım, bir de Gül bozumu var arada
Ya da perilerin güz yorgunluğu
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #14 : 19 Temmuz 2008, 08:26:19 » |
|
Merhaba, '*bu kelimeyi kullanmak yasak*' sözcüğü neden yasak anlayamadım. Sanatta yasak olmaz. Hele hele şiirde hiç olmaz. Umarım yeniden gözden geçirirsiniz.
Saygılar...
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #15 : 21 Temmuz 2008, 07:57:01 » |
|
Kumru
I İskelede, sapan taşıyla Bir kumruyu vurdular Açtım yüreğini Yıllar önce küçük sevgilimin Dizime attığı taş Düşüverdi avucuma Kanadı durdu günlerce
Ve yine o kızı Koşup buldum yollarda Öptüm kekre dudaklarını Ah, tık dedi taş Döküldü menevişler dalından Bir arpacık kuşu Alıp göğü uçuverdi
II Günah işlemenin güzelliği Gibi büyürdü Kaleiçi sokaklarında Eteği savruk düşlerim
III Bir kumruyu vurdular Soldurdular eski sokakları
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #16 : 21 Temmuz 2008, 07:58:01 » |
|
Yedi Sözcük
Bir çingenedir Cemal Süreya Dizelerin ucunda Toplar sözcükleri Samanlığa götürür
Sırtlamış M. Kemal’in kağnısını Dağlarca Taşır ha taşır
Geçerken bir köprüden Metin Demirtaş Bakar da tay sağrılı kızlara Mavi şiirler söyler
Kavun taşır Cahit Külebi Ve düşünür de boyuna Dul bir kadının Kokulu çamaşırlarını
Düşen gülleri toplayacak Necatigil Bir kalkabilse Pencerenin önünden
Olmayan kadınları sevdi Attila İlhan Sisli bir sokakta Korsan gemilerinde
Bulutları taşlar Orhan Veli Isırıp gökyüzünü Sere serpe sözcüklerle
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #17 : 21 Temmuz 2008, 07:58:53 » |
|
Ela Kıyılar
Ege’nin ela kıyılarında Korkuyla yaşar zeytin ağaçları
Oysa dokunsa bir kız Bu taraftan Dökülür meyveleri karşı kıyıya İncir kuşu devşirdiği incirleri Taşır da ada vadilerine Bölüşür Yunan çocuklarıyla
Söyler şiirleri, içli şarkıları Ritsos ile Theodorakis Livaneli Uçurur kardeşlik türkülerini Hüzünlü, üzgün sulara Ege’nin ela tepeleridir yüreğim
İki kıyının güzel çocukları Tutuşun el ele Ya da oynayın çelikçomağı, beştaşı Sirtaki ve Zeybek Köprü olur aranıza
Ege’nin ela kıyılarında Kucaklaşır sonbahar anıları
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #18 : 21 Temmuz 2008, 07:59:39 » |
|
Yürek Çiziği
Gözleri kocamandı Öpücüğü gibi bir annenin
Ay kocamandı Çocukların çizdiği gibi Suluboya resimlerinde
Buluştuğumuz çalılıklar Büyüdü büyüdü ah Geçip gittikçe solgun yıllar
Derinleşti yürek çiziği
Musa Öz
|
|
|
|
|
|
musaoz
|
 |
« Yanıtla #19 : 21 Temmuz 2008, 08:00:30 » |
|
Hareli Yazlar
Söylüyor da şiirleri Çoğaltıyor soluğu Akdeniz’in Bin yıl dinliyorum çocukça
En haram elalarıyla el ele Hareli bakıyor bakınca Atıyorlar kimi de bir ülkeden İncecik iller büyütüyor Yaralı turnalar telinde
İz biriktiriyor dişlerinde
Ah zehirli memeleriyle Emziriyor da özışığını Ölü olarak geçiyor ele Usulca örtünüyor dikenlerini Bir hoyrat at oynuyor Gökçe gül koynunda
Yaz anlatıyor seviniyorum Hayal olsa da
Musa Öz
|
|
|
|
|
|