CixFoRuM.CoM
23 Kasım 2008, 11:24:37 *
|Site Map | Site Map1 | Site Map2 | Site Map3
| Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML |Rss
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GoogleTagged Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Sohbet-i İhvan'a buyurun..  (Okunma Sayısı 738 defa)
0 Üye ve 1 Tanrı Misafiri konuyu incelemekte.
Open Water
Yeni Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 36
Konu Sayisi: 8
« Yanıtla #20 : 06 Ekim 2008, 21:20:32 »



Çok güzel bir başlık.. hay Allah Razı olsun.. icon_hosgoru


Peygamber Efendimizin özellikle farz namazlarından sonra ettiği dua..

"Allahım! Doğu ile batı arasını birbirinden uzaklaştırdığın gibi, beni de hatalarımdan uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi, beni de hatalarımdan temizle. Allahım! Su, kar ve dolu ile benim hatalarımı yıkayıp temizle."

Amin..
amin, amin
Moderatöre Bildir   Logged
Eslivya
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339
Konu Sayisi: 6

Duasız üşür yürekler..


« Yanıtla #21 : 06 Ekim 2008, 21:38:06 »

Rabbim cümlemizden razı olsun canlar.. cicek

Sarıcadı, örnek gösterdiğin Cemil Tokpınar'ın kitabı çok güzel gerçekten.. Namazı terk, başlayamama bahanelerine mantıklı cevaplar ve çözümler içeriyor.. Şimdiye kadar okuma fırsatı bulamayanlar için şiddetle öneririm..

Galaxy abim.. Kenji abimin de alıntıladığı cümle çok öz gerçekten.. "verilmiş olan can, hediye edilmiş olan inanç-iman zaten olağanüstü.. " İman nimeti dışındaki her nimet, iman nimetinin yan ürünü mesabesindedir. (Mustafa İslamoğlu) İman olmadan, inanç olmadan belki dünyanın en tatlı meyvesi bize damak tadımıza verdiği zevkten başka birşey katmaz bize.. Ama inanan insan için kuru bir ekmek bile enfes bir nimettir.. Bunu fakirlik zenginlik olarak kıyaslamayınız.. Hadi diyelim inanan için de en tatlı meyveyi ele alalım.. Bilir ki bunu Rabbim benim için yaratmış, benim rızkımdır.. Şükürler içinde yer belki paylaşır ve biliyordur ki Rabbinin mükafatı dahilinde tahmin edilemeyecek kadar enfes tatlar da var.. Biz çokça şükretmeliyiz ki imanımız yerinde, Rabbim zayıflamasından fersah fersah muhafaza eylesin bizi..

Kenji abim, çok güzel konulara değindin Allah razı olsun.. Ama namaz kılarken son namazımızmış gibi hissedilerek kılınması konusundaki düşüncen açıkladığın yönüyle güzel.. Lakin bir de şu yönden düşünmek gerek.. Bize -olmaz ya- deselerki yarım saat içinde öleceksin.. Biz de son namazımızı kıldığımızı biliyoruz o halde.. Bu namazı ne titizlikle, ne gözyaşlarıyla kılarız kim bilir.. Namazın sonunda ne yakarışlar yaparız Rabbimize.. Böyle düşünürsek her namazı son namazmış gibi düşünerek kılmanın faydaları olabilir..

Tepki kardeşim.. Dediğin gibi imdat kapısı namaz.. Kesinlikle imdat kapısıdır.. Ama biz sadece zor anlarımızda değil ferah zamanlarımızda da ibadetimizi, duamızı elden bırakmayalım inşaallah.. Senin söylemek istediğin sadece yardım isteyeceğimiz zamanlarda ibadete sarılalım değil, anladım ama yine değineyin dedim.. icon_hosgoru

Moderatöre Bildir   Logged

Dün Öldü Bugün Can Çekiyor Yarın Var mı?
Gençliğe Güvenmem Ölen Hep İhtiyar mı?
d!yâR
Yönetici
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 7.183
Konu Sayisi: 98

...


« Yanıtla #22 : 06 Ekim 2008, 21:49:40 »

Haklısın arkadaşımm..Kesinlikle o yönüyle daha makbul ve değerlidir düşünceme göre.
Lakin sevilene teşekkürden kastımda o idi ama insanoğluyuz ya nefis bırakmıyor, dertlere garkolmuş gördüğümüz için hep kendimizi tek bir cümleye sığdırmışım sadece..
Allah razı olsun açtığın ve katkıda bulunduğun için icon_hosgoru
Moderatöre Bildir   Logged

“Nasib ya HU !”
[ĸξתįί ۵ βαŧμ§αץ]
Profesyonel
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.599
Konu Sayisi: 44

[ Aşk,Sadece 3Harf ]


« Yanıtla #23 : 06 Ekim 2008, 22:29:22 »

...demek istediğim farzından sonra çıkanların sebepleri de farklı olabilir...

Farzından sonra çıkanların ÇOĞUNLUĞU hiçbir gerekçesi olmadan çıkanlar bundan eminim... icon_hosgoru

Muhakkak gitmesi gerekenlerde olabilir...Ama %20 si gitmesi GEREKTİĞİ için gidiyosa 80i hiçbir gereksinimi olmadan gidiyo...Ve bu GİDEN kısmı öyle azımsanacak 10-20-30 kişi değil...Ki ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞİ olmadığı sürece zuhri ahir ve vaktin sünnetinin kılınması gerektiğinide biliyorum...





Kenji abim, çok güzel konulara değindin Allah razı olsun.. Ama namaz kılarken son namazımızmış gibi hissedilerek kılınması konusundaki düşüncen açıkladığın yönüyle güzel.. Lakin bir de şu yönden düşünmek gerek.. Bize -olmaz ya- deselerki yarım saat içinde öleceksin.. Biz de son namazımızı kıldığımızı biliyoruz o halde.. Bu namazı ne titizlikle, ne gözyaşlarıyla kılarız kim bilir.. Namazın sonunda ne yakarışlar yaparız Rabbimize.. Böyle düşünürsek her namazı son namazmış gibi düşünerek kılmanın faydaları olabilir..




+ O titizlik çokçok ayrı...Seninde dediğin gibi Sevilay SON namaz...Ama o sonun içeriği mühim...

Biyerde okumuştum adını hatırlamıyorum mühim bi zat dua ederken "ibadetlerimi cehennemden kurtulmak için yaparsamda cennet için yaparsamda [burasını hiç hatırlamıyorum] beni helak et veyahutta bu helak yerine başka bişeydi kullandığı"...diye dua ediyomuş...

Yani ibadetin yegane kıymeti AMAÇ...

Aman cehenneme düşmeyeyim diye titizlikle kılınan bir namaz...Ki sırf bu yüzden namaz kılan birinin ondan önceki namazlarınıda huşuyla tefekkürle kıldığına ben inanmıyorum...Ama bir insan zaten Allaha olan can borcu veyahutta dünyada ki bütün nimetlerin borcunu ve bunların şükrünü yapmak için saygıyla kılıyosa onun için ilk namaz son namaz diye bi ayrım olamaz...Adam zaten işin ilmini çözmüştür...

Yunus Emre gibi,cennet cennet dedikleri,birkaç köşkle birkaç huri,isteyene ver onları,bana seni gerek seni...Diyebilmek gerek...

Ama yine dediğin gibi dikkat eden bi insanın son anını bildiği haliyle kıldığı namaz ve titizlik çok farklı...


Şuda var...Namaz kılarken ne dediğini bilmen gerek...Bilmesende güzel ama sonuçta SubhaneRabbiyelAzim dediği zaman insan,NE dediğini bilmiyosa TAM OLARAK huşuyu yakalayamaz bence...Şahsen ben bunun anlamını bilmediğim zaman eğildiğimde yine saygıyla eğiliyodum ama "Sen her noksan sıfattan münezzehsin" anlamını öğrendiğimde daha bi anlamlı olmaya başladı...Haşa ondan önce anlamsız değildi...Lakin sen Rabbinin karşısına çıkıyosun bir sevgiliye açıldığın gibi aşkla dizilmeli cümleler...RabbenaLekelHamd dediğinde Rabbim Hamd Yalnız Sanadır dediğini bilmeli insan...Selam verirken hafaza meleklerine selam verdiğini bilmeli...Yanlış söylüyosam Allah affetsin bu şekilde daha yürekten oluyo...Bununla Meleklere iman hükmünü bir kez daha kabul ederekte ayrıca görevini yapar insan...

Surelerin Duaların anlamları da öğrenilmeli...Okadar abuksubuk şey ezberliyoruz kaç dksını alır insanın bir duayı sureyi ezberlemek...


Belirli bikaç hareketle kalmamalı velhasılı...

Moderatöre Bildir   Logged

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Eslivya
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339
Konu Sayisi: 6

Duasız üşür yürekler..


« Yanıtla #24 : 07 Ekim 2008, 11:16:57 »

Çok güzel söyledin abim de biz (en azından kendim için söyleyeyim, -ben-) o mertebeye ulaşamadığımız için her namazımız huşu içinde olamıyor.. Namazda dünyevi işlerimiz mi aklımıza gelmiyor, namazdan sonra yapacağımız mühim işlerimiz mi.. Bazen namazda olduğumuzu hatırlayıp kendimize gelmeye çalışıyoruz ya.. o zamanlar belki son namazımızmış gibi hissetsek, Allah'ın huzurunda olduğumuzu hatırlasak inşaallah biraz olsun huşuyu yakalarız..

"Ya ilahi eğer sana ,cennet ümidiyle ibadet edersem,beni cennetine koyma
Sana cehennemden korku ümidiyle ibadet edersem beni cehenneminde yak.
Sana senin için ibadet edersem beni, ebedi güzelliğinden ayırma
" diyebilmek çok güzel bir his olsa gerek..
Moderatöre Bildir   Logged

Dün Öldü Bugün Can Çekiyor Yarın Var mı?
Gençliğe Güvenmem Ölen Hep İhtiyar mı?
Galaxy
Admin
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.314
Konu Sayisi: 151

celladıma gülümserken


WWW
« Yanıtla #25 : 07 Ekim 2008, 12:50:19 »

tam da sohbetin geldiği konuya isabet ettiği için bu yazıyı aktarmadan geçemiyorum icon_hosgoru




Melâmet hırkasını sen kendin giy eynine!


İbadet ile âdet arasındaki fark nedir? İbadet ile âdet arasındaki bağıntı görülmediği takdirde, aralarındaki fark da kolay kolay görülemez.

İbadet ile âdeti yanyana getiren ortak nokta, her ikisinin de özünde 'tekrar'ın, yinelenme'nin bulunuyor olmasıdır. Bu yüzden yinelenen'in adıdır âdet. Yani olagelen, olmakta olan, süregiden, alışkanlık hâline gelendir. Kısaca: olağan.

Hadi, gazetecilerin kullanmaktan hoşlandıkları bir sözcükle de ifade edelim: 'routine'.

Artık 'âdet' yerine daha çok 'rutin' demeyi tercih ediyoruz.

Hâl bu ise, soruyu yineleyebiliriz: Her ikisinin de özünde yinelenmek (tekrar) olduğuna göre ibadeti 'rutin'den ayıran nedir?

Bu mesele, İslam dünyasınca ihmal edilmiştir.

Çünkü sual... sualin kendisi... özü... unutulmuştur.

Cevabı da.

* * *
Bir işin âdet hâline geldiğini söylediğimizde, bir alışkanlığın ortaya çıktığına işaret etmiş oluruz. Meselâ 'âdetullah' (Allah'ın âdeti) terimiyle kastedilen, doğa'da düzenli olarak vukua gelen (olağan) hâdiselerdir. Yani doğa'nın bir diğer adı da âdet'tir. Doğal olansa âdetullah.

Bu terim, mucizelere geçit veren bir doğa tasavvurunu temsil eder; istisnalara imkân tanıyan bir düzenliliği.

Fevkalâde'nin aslı fevk'al-âdet'tir. Yani âdet-üstü ve/veya doğaüstü.

Hârikulâde'nin aslı da hârik'ul-âdet'tir. Yani âdeti yakan/bozan/değiştiren: âdet-dışı, sıradışı veya doğaüstü.

Her iki kelimenin de ortak ikinci anlamı: muhteşem.

Kimsenin kuşkusu olmasın, bu ihtişam, doğadan değil, hep doğaüstü'nden gelir; yani duyuların üstünden...

* * *
Demek ki 'âdet' kelimesinin anlam haritasında bir 'sıradan' ve 'olağan' taraf bulunduğu kadar, sıradışına, olağandışına yol veren bir taraf daha var. İstisnalara izin veren bir taraf.

İstisnalara, yani mucize ve kerametlere...

* * *
Hemen burada yavaşlayalım ve şu sözcüğün temsil ettiği ikircikliğin nedeni üzerinde biraz düşünelim: 'âdeta'.

Bu kelimenin, asıl anlamına uygun yazımı şöyle olmalıydı: 'âdeten'. Yani âdet olarak.... âdet itibariyle...

Kabul etmek gerekir ki zarfların, sözgelimi evvelen'in 'evvelâ', aslen'in 'aslâ', meselen'in 'meselâ' yazılıp okunması gibi âdeten'in de 'âdeta' şeklinde yazılıp okunması, dille düşüncenin izdivacı bağlamında hakikaten çok e.rotik bir ayrıntı teşkil eder.

Hâsılı, âdeta kelimesinde hissettiğimiz "sanki" vurgusu, gerçekte mutlak olanı, kesin olanı, zorunluluğu yadsıyan bir renge sahiptir: âdeta... sanki... mış gibi...

Bu ikircikle ihtimallerin/imkânların/tesadüflerin dünyasında karşılaşıyoruz: doğada.

Ama çok eskiden, ve bir de şimdi.

* * *
Bu arada 'sünnetullah' terimini unutmamalı. Zira sünnetullah, tabiî (doğal) olgularla değil, aksine iradî, daha doğrusu ictimaî (sosyal) olgular hakkında kullanılan bir terimdi.

XIX. yüzyılda pozitivist bilim anlayışının da etkisiyle İslâm dünyasında âdetullah'ın yerini sünnetullah terimi aldı. Çünkü sünnetullah terimi, matematiğin yardımıyla doğa'nın yasalarından, değişmez kanunlarından, doğanın mutlaklığından söz etmenin revaçta olduğu bir devrin taleplerini karşılamaya daha uygundu.

Adetullah, doğal olgularda düzenlilik ve sürekliliği içeriyor ve fakat kesinlik ve mutlaklık olmadığını da açıkça ilan ediyordu. Oysa toplumların kaderiyle ilgili olarak Tanrı'nın hükmünde bir değişme olmayacağını belirten sünnetullah terimi, Modernist İslâmcıların ihtiyaç duydukları kesinlik kavramı için çok daha elverişli, istismara çok daha müsaitti.

Allah'ın âdetinde değişme bulunabiliyordu ama Allah'ın sünnetinde aslâ! Böylelikle toplumsal olguları tanımlayan bir terim, doğal olgular alanına taşındı. Sünnetullah terimini öne çıkaran modernistler, ister istemez mucizelerden de yüz çevirdiler.

Güya itizal edip kendilerini mutezile saydılar.

* * *
İbadetler de birer âdet, birer rutin midir?

Evet, ibadetin en temel özelliklerinden biri tekerrür etmesidir, tekrarlanmasıdır. Eylemin sarsılmaz bir süreklilik kazanmasıdır. Sarsılmaz bir süreklilik, en son tahlilde 'alışkanlık' demektir.

Süreklilik kazanmış bir eylemin, bir alışkanlığın, bir âdetin hem en kuvvetli, hem de en zayıf tarafı aynıdır: şuurdan uzaklığı... bilinçsizliği... tekdüzeliği... bu nitelikleri sebebiyle zahmetsizce ve kolaylıkla yapılıvermesi...

* * *

Ey talib, iyi kulak ver, sana ibadetin ahkâmından değil, esrarından söz ediyorum:

İbadet, kolaylıkla yapılabilir hâle geldiğinde, bir zevk kaynağı hâline dönüştüğünde hemen ara verilmeli ve yeniden, adam gibi bir kez daha niyet edilmelidir. Alışkanlıktan korkulmalıdır; ve dahî şuursuzluktan...

İbadetle âdeti ayıran niyettir; yani eylemin bilincinde olmak!

İbadet etmek artık nefsine ağır gelmiyorsa ey talib,
hemen niyetini tazele de melâmet hırkasını sen kendin giy eynine!



- Dücane Cündioğlu
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
  sür gözlerinin namlusuna sür beni !
aşktan olsun ölümüm...
saricadi
Efsane
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.234
Konu Sayisi: 53

Anlatsam Anlar mısın ?


« Yanıtla #26 : 07 Ekim 2008, 13:39:31 »

Konunun buraya gelmesi beni sevindirdi açıkçası.. Öyle ki, ben de hep aynı şeyden yakınırım.. Ve daha önceki mesajımdaki gibi, sadece namaza değil, genel olarak İslamiyete değinmek istiyorum..

Örtünme konusunda bir tanıdığımızla sürekli istişare ederiz.. Geleneksel örtünme ile tesettür arasındaki farkları işleriz sohbetimizde.. Konu konuyu açtıkça da, ibadetlerdeki geleneksellik bizim de dikkatimizi çekmişti.. Belli bir kesimi okla göstermek belki yanlış olacak ama özellikle birçok köy, kasaba gibi küçük yerleşim alanlarında yaşanan İslamiyet de tam buna örnek teşkil ediyor sanırım..

Örtünmek, namaz kılmak, oruç tutmak ve kulaktan dolma bilgilerle (birçoğu da İslamiyet in gereği gibi! sunulan ama aslında batıl inanç olan bilgiler) yaşanan geleneksel İslamiyet.. Gelenekselleşen her olgunun sebebi, görüleni yapmak ve mantığa uygunluk.. Kişi, yapıldığını gördüğü ve mantığına uyan! birşeyin arkasını getiriyor ve kendinden küçüklere de bunu öğretiyor..

Gördüğünü adettendir deyip koşulsuz yapmak, cehaletin bir göstergesi olabilir.. ancak birşeyi sadece ve sadece mantığına uygun göründüğü için yapmanın adı cehalet değil, akılsızlıktır bence.. Ki bu durum, insanı şirk koşmaya kadar götüren bir haldir.. Allah korusun..

Peygamber Efendimize (sav) bile "Oku" emri verilmiştir.. Okuyup araştırmalı, İslamiyeti doğru kaynaklardan öğrenmeli, kulağımıza gelen bir bilginin doğruluğunu araştırmalı ve daha sonra hayatımıza geçirmeliyiz..

Ayrıca Kenji' nin söylediğine bir ilave de ben yapmak istiyorum.. Kendimden örnek verecek olursam, namazda iken benim de aklıma binbir türlü dünyevi düşünce geliyor ve o an hemen kendime çeki düzen veriyorum.. Bunu da ancak şu şekilde yapabiliyorum.. Rabbim' in önünde durduğumu hatırladığım gibi, arkamda Azrail (as), sağımda cennet, solumda cehennem ve ayaklarımın altında da Sırat Köprüsü olduğunu düşünüyorum.. Allah' a şükür..

Biz ahir zamanda yaşıyoruz ve bizim nice hallerde olacağımızı Peygamber efendimiz (sav) biliyormuş.. Bir kitapta okumuştum, diyordu ki kitapta; Siz sahabileri görseydiniz deli sanardınız, onlar sizi görseydi kafir sanardı.. Yine de bu zamanda bile elimizden geleni yaptığımız için şükretmeli, daha iyisini yapamadığımız için de ağlamalıyız sanıyorum..


Moderatöre Bildir   Logged

...
Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapResimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
[ĸξתįί ۵ βαŧμ§αץ]
Profesyonel
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.599
Konu Sayisi: 44

[ Aşk,Sadece 3Harf ]


« Yanıtla #27 : 07 Ekim 2008, 14:03:39 »

Çok güzel söyledin abim de biz (en azından kendim için söyleyeyim, -ben-) o mertebeye ulaşamadığımız için her namazımız huşu içinde olamıyor.. Namazda dünyevi işlerimiz mi aklımıza gelmiyor, namazdan sonra yapacağımız mühim işlerimiz mi.. Bazen namazda olduğumuzu hatırlayıp kendimize gelmeye çalışıyoruz ya.. o zamanlar belki son namazımızmış gibi hissetsek, Allah'ın huzurunda olduğumuzu hatırlasak inşaallah biraz olsun huşuyu yakalarız..

"Ya ilahi eğer sana ,cennet ümidiyle ibadet edersem,beni cennetine koyma
Sana cehennemden korku ümidiyle ibadet edersem beni cehenneminde yak.
Sana senin için ibadet edersem beni, ebedi güzelliğinden ayırma
" diyebilmek çok güzel bir his olsa gerek..



Yau ben farklı bişey söylemiyorum ki...  = )

Son namazınmış gibi düşün...Düşünme demiyorum ki... = ) Bende düşünüyorum...

Dediğim şey düşünmek var düşünmek var...Arkanda azrailin olduğunu düşünüp korkmak var bide arkanda azrailin olduğunu düşünüp "başka türlü korkmak" var...

"Arkamda azrail var yanlış kılarsam namazın sonunda canımı alacak cehenneme atacak " diye düşünerek korkmaktan ve titizlik göstermekten bahsediyorum ben...  = )

Yanlış olanı bu bence...

Sen bundan bahsetmiyosun...Sen "sevgilinin karşısına son çıkışım O'nun için yaptığım son görevimi daha bi dikkatli yapayım" gibi düşünüyosun...Bu güzel bişey tabiki...

Huşuyu yakalamak adınada güzel bi yol...

+ Hatırlayamadığım zatın duasını da eklediğin teşekkür ederim... = ) Dediğim buydu;

"Ya ilahi eğer sana ,cennet ümidiyle ibadet edersem,beni cennetine koyma
Sana cehennemden korku ümidiyle ibadet edersem beni cehenneminde yak.
Sana senin için ibadet edersem beni, ebedi güzelliğinden ayırma"


Ayrıca...Şeytanın namazdaki vesveseleri için söylenen bi söz okumuştum,Çok güzel...;

"HIRSIZ BOŞ EVE GİRMEZ..."
« Son Düzenleme: 07 Ekim 2008, 14:08:10 Gönderen: [ĸξתįί ۵ βαŧμ§αץ] » Moderatöre Bildir   Logged

Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Misl-i Melek
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 227
Konu Sayisi: 20


« Yanıtla #28 : 07 Ekim 2008, 15:41:16 »

Nekadar güzel bir sohbet, nekadar güzel bir muhabbet böyle.. icon_hosgoru Tüm yazılanları ve yorumları büyük bir zevkle okudum..Öncelikle Sevilay'a çok teşekkür ediyorum.Dostlarımızla sohbet ederek  önemli mevzuları konuşup, bilmediklerimizi öğrenmeye, yanlış bildiklerimizi düzeltmeye, eğrilerimizi doğrularımızı tartmaya vesile olabilecek bu başlığı açtığı için..Açılış için çok güzel ve mühim bir konuya değinmişsin..:) Allah razı olsun..

Tamda konunun gelip dayandığı noktadan devam etmek istiyorum..

Allah'a hepimiz inanıyoruz şüphesiz..Ona ibadet etmek ve ibadette samimi olmak niyetindeyiz..Ama uygulamaya gelince o kıvamı tutturmamız pekte mümkün olmuyor..Sebebini soruyoruz kendimize sık sık..Tövbe ediyoruz, bir daha bizi ibadetten alıkoyacak hallerden, durumlardan, düşüncelerden uzak duracağımıza söz veriyoruz..Ama olmuyor..Çünkü Rabbimizi yeteri kadar tanımıyoruz..Öyle ya tüm nimetlerin şükrünü eda ettiğimiz, kimseye eğmediğimiz başımızı önünde eğdiğimiz, herhalimizi bilen, bizi bizden daha çok bilen, sonsuz Rahmet ve Kerem sahibi Rabbimizi iyi tanımıyoruz..Bu düşünceden kaçıyoruz, doğru..Sınırlı bir akılla Rabbimizi düşünmemiz,idrak edebilmemiz mümkün değil..Hz.Ebubekir (a.s.) 'in söylediği gibi..''O'nu idrak etmek, O'nu idrak etmekten aciz olduğunu bilmektir'' Onun sonsuz varlığını bizim bu aciz halimizle anlamaya çalışmamız mümkün değil..Ama bizi yoktan var eden ve Rahmetiyle tüm kainatı kuşatan,bize şah damarımızdan daha yakın olan Mevlamızı tanımaya başlamak, ibadetlerimizdeki samimiyet kıvamını tutturmada bize çok yardımcı olacaktır..Peki onu nasıl tanıyacağız..? Bizzat kendisinin Kur'an-ı Kerim de bildirdiği Esmaü'l Hüsnasından.. 

Mustafa İslamoğlu hocanın bir sohbetinde dinlemiştim..Arapçada isimlerin has manalarını bulmak için, o ismi mana itibariyle bozulmayacak şekilde üç harfe indirgerlermiş.. Ve bu üç harfin yerlerini değiştirerek oluşturulan kombinazonlar alt alta dizilirmiş..Hepsinin ortak manası O ismin Has manası olurmuş..Allah İsm-i Celile sinin Has Manası ''Sevgi'' imiş..Bunu ilk duyduğumda hüngür hüngür ağlamıştım..

Bizim toplumumuzda hep azap ile korkuturlar..Daha küçücük çocuklarımızı eğitirken haram ve helal sınırını öğretirken ''Bak Allah seni cehenneminde yakar'' derler..Çocuğun o korkuyla yanlıştan uzaklaşmasını isterler..Va zaman geçer nesiller hep bu anlayış ve gelenekle büyür..Sadece korkarak vardığımız noktada samimiyetsiz,teslimiyetten uzak adet haline gelmiş bir sürü ibadeti sıralarız..Ne o ibadetlerde daim olabiliriz nede o sırra vakıf..

Halbuki Rahman-ın azabıda Sevgisinin bir neticesi..Bir sevgi nekadar büyük olursa İhanetin cezası da okadar ağır olur..

Kenji'nin anlatmak istediği bu sanırım..Sadece Allah ism-i Celilesinin has manası bile ibadetlerimizin istikametini yanılmadan,şaşmadan tain etmemizde öncülük etmeye yeter..

O'nun sonsuz ve kuşatan sevgisine karşılık biz ne yapabiliyoruz?

 Son Bir not olarak..Meşhur duanın sahibesi hatırladığım kadarıyla Rabiatül-Adeviyye idi.. Rabbim o mübareklerin iman zenginliğinden bir nebzede olsa bize ihsan eylasin..O kadar çok ihtiyacımız var ki..

Allah cümlemizden razı olsun.. Selametle..





 
« Son Düzenleme: 07 Ekim 2008, 17:01:46 Gönderen: Misl-i Melek » Moderatöre Bildir   Logged

''Kalplerde gizlenenler ortaya döküldügü zaman..''
Galaxy
Admin
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.314
Konu Sayisi: 151

celladıma gülümserken


WWW
« Yanıtla #29 : 07 Ekim 2008, 15:54:12 »


esas olarak ıstılahta teamülen "gençler korkutulur, yaşlılar ümitlendirilir"..

çünkü gençlerin ibadetleri yerine getirmek için önlerinde vakit ve fırsat ile maddi-fiziki anlamda güçleri vardır; üstelik yasaklar ile aralarında bir ceza perdesi olması, uzak tutulmalarını kolaylaştırır..

ancak yaşlıların artık pek yasaklarla işleri olmadığı gibi, emirleri yerine getirebilme güç ve takati ile önlerinde kalan zaman azalmıştır.. bu yüzden ümitlendirilip, İlahi merhamete yakın hissetmeleri, pişmanlık ve taatlerinin karşılığını ümitle beklemeleri uygun görülür...

tabii ki aslolan "beyn-el havf min reca" halidir; yani "korku ile ümid arasında" olmak..

bu ikisi, mü'min kişinin iki kanadıdır, birinden biri eksik yada kısa kalırsa
olduğu yerde debelenir uçamaz, yükselemez...

her ikisi de eksiksiz olarak bulunup gereği gibi kullanılırsa, uzak ile mesafeler yakın edilir,
uçurumlardan kolaylıkla atlanır ve tepeler engeller aşılarak, doruklarda özgür dolaşılır...
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
  sür gözlerinin namlusuna sür beni !
aşktan olsun ölümüm...
Misl-i Melek
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 227
Konu Sayisi: 20


« Yanıtla #30 : 07 Ekim 2008, 17:05:49 »



tabii ki aslolan "beyn-el havf min reca" halidir; yani "korku ile ümid arasında" olmak..

bu ikisi, mü'min kişinin iki kanadıdır, birinden biri eksik yada kısa kalırsa
olduğu yerde debelenir uçamaz, yükselemez...

her ikisi de eksiksiz olarak bulunup gereği gibi kullanılırsa, uzak ile mesafeler yakın edilir,
uçurumlardan kolaylıkla atlanır ve tepeler engeller aşılarak, doruklarda özgür dolaşılır...



Daha güzel anlatılamazdı.. icon_hosgoru

Allah razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

''Kalplerde gizlenenler ortaya döküldügü zaman..''
Eslivya
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339
Konu Sayisi: 6

Duasız üşür yürekler..


« Yanıtla #31 : 07 Ekim 2008, 19:02:23 »

Tamam abicim senin söylediğin de güzel bir yaklaşım, tabiiki sırf korkuyla yapılmasının doğru olmadığı doğrudur.. Neyse anladık birbirimizi sanırım.. : ) Saygılar, sevgiler.. : )

Sarıcadı ne de güzel anlatmışsın.. icon_hosgoru Geleneklere uymak için örtünmenin, namaz kılmanın vs. çokça yaygın olduğunu görüyoruz.. Bu yüzden çevremizdeki insanları bilinçlendirmek görevi bize düşüyor.. Onları seviyorsak yaptıkları yanlışları görmezden görmemeliyiz.. Hem yarın bize sen yaptığımın yanlış olduğunu biliyordun da neden beni uyarmadın diye hesap sorarlar.. Başörtüsü geri bağlı bir şekilde yani tam tesettüre uygun olmayan bir şekilde dışarı çıkanlar var.. Gerçekten bilmiyorlar.. Doğrusu nasıldır bilmiyorlar.. Neden örtündüklerini bilmiyorlar.. Bu yüzden de örtülerini başlarından almaları çok da zor olmuyor.. Sadece örtünmek için değil, namaz, oruç vs..

Havf ve reca dengesini kurabilmek ve koruyabilmek çok önemli.. Rabbim'in azabının yanında rahmetinin enginliği de unutulmamalı.. Misl-i Melek ablamın da dediği gibi "Bir sevgi nekadar büyük olursa ihanetin cezası da o kadar ağır olur.." Sürekli ümid ederek, günah işlemeye devam etmek, Allah'ın rahmeti boldur affeder diye düşünmek de yanlış.. Sürekli korkarak, yaptığı ibadetleri nasılsa Rabbim kabul etmez, ben doğru bi şekilde yapamıyorum demek de yanlış.. .Biz elimizden geldiğince emir ve yasaklara uymalı ve neticesini Allah'a bırakmalıyız..

Yine Galaxy abimin açtığı noktaya değinmek istiyorum.. "Gençler bilseydi, yaşlılar yapabilseydi" diye bir söz var ya.. Gençlerimiz bil-e-miyor.. Öğrenmeleri gereken şeyleri öğrenmeleri için o kadar çok engel var ki günümüzde.. İbadetten alıkoyan o kadar çok eğlence var ki.. Sanki dünyaya eğlenmeye gelmişiz, günümüzü gün etmeye.. Halbuki dünya ahiretin tarlasıdır.. Ama genelde yaş ilerledikçe anlaşılır hakikatler.. O zaman da bazı şeyleri yapmaya güç, imkan yetmez.. Kendini Rabbine ümide bağlarlar bundan sonra.. 

Gençliğe güvenip vakit çok erken derken, belki elveda bile diyemezsin giderken.. deyip vakit kaybetmeden aklımızın bir köşesinde duran hayat-ı beşerimize çeki düzen vermeye başlamalıyız..
Moderatöre Bildir   Logged

Dün Öldü Bugün Can Çekiyor Yarın Var mı?
Gençliğe Güvenmem Ölen Hep İhtiyar mı?
viva la muerte
Profesyonel
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.363
Konu Sayisi: 43

ört ki ölem...


« Yanıtla #32 : 08 Ekim 2008, 06:03:12 »

gençliğe giden yolda başlıyor bence herşey, çocuklukta..
daha bebekken bir çocuğun kulağına çalınan bir fatiha, bir yasin onu ne kadar etkiliyor tahmin bile edemezsiniz..
çocuğun daha küçükken içine işlemiş olan Allah daima benimle, beni koruyor, benii duyuyor beni işitiyor hissi büyüdğünde hata bile yapsa, günaha bile saplansa elinden tutup çekecek yardımcısı oluyor...
bir çocuk daha küçücükken baktığı ağaçta Allah'ın sanatını, yaratış mucizesini idrak ettiğinde, gideceği nihai istikamet inanın yine de herşeye ve herkese rağmen Allah'ın yoludur...
o yüzden ağacı yaşken eğmeli, uyarmalı, ateşle değilse de (Mustafa İslamoğlunun kendi çocuklarına da uyguladığı gibi) Allah'ı üzmekle, O'nun sevgisini kaybetmekle korkutmalıyız... Kim O'nu en çok seveni üzmek ister?
korkutmak dan kastım uyarmaktır:)
bir de bu konuda yazılı kaynak var mı bilmiyorum ama, çocuklar için basitleştirilmiş tefsirler çok faydalı oluyor. Yine Mustafa Hoca'dan örnek vericem çünkü 6 çocuğu var :))) her gece kısa surelerden birini ya da yarısını çok sade ve çocuğun dünyasına nüfus edecek bir üslupla izah etmek, onun da dinini öğrenirken namaz kılarken sıkılmadan ilerlemesine faydalı olacaktır diye düşünüyorum...
kısa surelerin anlamlarına gelince, bu konuda en etkili öğrenme yönteminin çok da temel olsa arapça + kırık meal denilen kelime kelime tercüme olabileceğini düşünüyorum. kırık meal kitapları piyasada var ve bizzat tecrübe ettim faydalı oluyorlar...
bu kadar ulvi sohbetlerin içinde fazla didaktik bir yazı oldu..kusuruma bakmayın...
Moderatöre Bildir   Logged

Sen geldin, benim deli köşemde durdun...
              merhametin ta kendisiydi gözlerin....

"alnına dayadığın nedir yabancı?"
"azadeliğimdir kimsesizlikten..."
viva la muerte
Profesyonel
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.363
Konu Sayisi: 43

ört ki ölem...


« Yanıtla #33 : 08 Ekim 2008, 06:07:43 »

birşey daha, namazda huşuda herkes gibi zorlanan biri olarak, özellikle ali şeriatiyi çok okuduğum dönemlerde, gözümde hep bir cihad öncesi ön saflarda peygaöber, sahabeler, arkada sahabe hanımlar ve onların arkasında ben...belki cismen olmasalar bile haklarında okuduklarımla içime nüfus eden muhabbetleriyle birlikte durulan bir namaz bir nebze olsun alıp götürüyor insanı...
Moderatöre Bildir   Logged

Sen geldin, benim deli köşemde durdun...
              merhametin ta kendisiydi gözlerin....

"alnına dayadığın nedir yabancı?"
"azadeliğimdir kimsesizlikten..."
Eslivya
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339
Konu Sayisi: 6

Duasız üşür yürekler..


« Yanıtla #34 : 08 Ekim 2008, 20:00:40 »

Evet ablacım söylediğin gibi çocukları cehennemle korkutarak Allah sevgisini vermek oldukça zor.. Sadece bu konu için değil her zaman "saygı, korkuyla değil sevgiyle olmalıdır". İnsan bir şekilde korkusuna karşılık bir desteği alabilir ya da aldığını zannedebilir ama sevgisini hiçe sayarak davranmayı istese de yapamaz..


Fatiha suresi'nin anlamını bilemediğimizden ne kadar utanmamız gerektiğini anlatan bir flashı paylaşmak istiyorum..

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
http://www.animaturk.com/films/oku.htm
Moderatöre Bildir   Logged

Dün Öldü Bugün Can Çekiyor Yarın Var mı?
Gençliğe Güvenmem Ölen Hep İhtiyar mı?
saricadi
Efsane
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 3.234
Konu Sayisi: 53

Anlatsam Anlar mısın ?


« Yanıtla #35 : 09 Ekim 2008, 22:43:52 »


....
tabii ki aslolan "beyn-el havf min reca" halidir; yani "korku ile ümid arasında" olmak..

bu ikisi, mü'min kişinin iki kanadıdır, birinden biri eksik yada kısa kalırsa
olduğu yerde debelenir uçamaz, yükselemez...

...


Galaxy’ nin de belirttiğinden yola çıkarsak, korku ile ümit arasında olmak; Müslümanlığın  ve Allah’ a yakınlaşmanın basamağı.. Her şerde kendimiz için bir hayır olduğunun idrakında olmalı ve Allah’ ın bizi daima gözettiğini unutmamamız gerekir.. Öyle ki, hiçbirimiz sahipsiz değiliz..

Güzel ahlak ile Allah’ a yaklaşırız .. Allah’ a yaklaşmanın en doğru yolu da ümit ile korku arasında olmakla yani güzel ahlakla mümkündür.. Hiçbir zaman Allah’tan ümidini kesmeyen bir mümin, korkusu ile de O’nun helal ve haram olarak nitelediği her şeye titizlik göstererek, saygısını her daim muhafaza eder..

Konu güzel ahlaka geldiği için, değinmek istediğim birkaç husus daha var..

Kurtuluşumuz ne ile olacaktır, bilemeyiz.. Belki ibadetimizle, belki bir hayvana verdiğimiz bir lokma ekmekle, belki gönülden verdiğimiz üç beş kuruş sadaka ile, belki sabır ile, belki susarak ve yerinde az konuşarak.. ve sair yollarla  kurtuluşu bulabiliriz.. İşlediğimiz iyi ameller nasıl bizim lehimize ise, kötü amellerimizin de aleyhimize olduğunu unutmamalıyız..İslamiyette buna benzer çok fazla ince nokta var ve geniş bir pencereden bakmalıyız her şeye.. Boynumuza borç olan farzların yanında, güzel ahlaklı ve Allah’ ın istediği gibi kullar olmamız gerekiyor..

Bir konu da tefekkür.. Mümin, tefekkür eder.. Tefekkür, ibadettir. Tefekkür, günahlarımızı, mahlukları ve kendimizi düşünmek, analiz etmek, Allahü teâlânın yarattığı şeylerden ibret almaktır.. Kendi kusur ve kabahatlerimizin farkına vararak, kendimize çeki düzen vermek için en güzel yol.. Güzel insan olmaya bir adım.. Ancak birçok insan kendi kusurlarını görmezden gelirken, başkalarının kusurlarını görüyor ve kendini yüceltiyor.. Kusurunu bilen ama görmezden gelen / gizleyen kişi, bu kusurlarını ancak kuldan gizleyebiliyor.. Peki  Allah’ tan da gizleyebiliyor mu ? Hayır.. Çünkü O her yerde ve bizimle ve şüphe etmeyelim ki gözü üzerimizde..

Güzel insan olmak, zor sanat, hem de çok zor.. Nefsimize ağır gelen sözleri yutabiliyorsak, üzerimize gelindiğinde Rabbimiz için susabiliyorsak, birisi omuzlarımıza abandığında onu silkelemeyip taşıyabiliyorsak, yapılan kötülüğün karşılığında kısasa kısas yapmıyorsak, alacağımızı beklerken gösterdiğimiz hassasiyeti borcumuzu öderken de gösterebiliyorsak, sözümüzde durabiliyorsak, tevekkül edip isyan etmiyorsak, zor durumda kaldığımızda Allah’ ın mahkemesini unutup bizi zarara sokan kimselere cezalarını kendimiz vermeye çalışmıyorsak.. ve buna benzer güzel ahlakı temsil eden davranışlarda bulunabiliyorsak ne âlâ.. Güzel ahlakın en güzel temsilcisi Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav) efendimizdir.. Onun güzel ahlakına özenmeliyiz..

Konunun seyrini biraz değiştirdim, biliyorum.. Ancak gerçek mümin olmanın ve İslamiyeti tadıyla yaşamanın, güzel ahlaktan dolayısıyla güzel insan olmaktan geçtiğine değinmeden edemedim..

Birçok kişi doğruyu, farzı, sünneti, haramı, helali bilse de; insanlara dini konularda yaklaşımda esas olanın, doğru bilinen yanlışları yumuşak bir dille açığa kavuşturmaktan geçtiğini bizzat tecrübe ettim.. Bu nedenle daha sonra da mümin ve münafık kavramlarına değinirsek çok sevinirim..

Allah cümlemizden razı olsun..
Moderatöre Bildir   Logged

...
Resimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris YapResimlerin Görüntülenmesine Izin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
Eslivya
Sılver Üye
*
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 339
Konu Sayisi: 6

Duasız üşür yürekler..


« Yanıtla #36 : 10 Ekim 2008, 23:35:18 »

Allah razı olsun sarıcadı.. icon_hosgoru

Gönülden verdiğimiz üç beş sadaka dedin de aklıma geçenlerde duyduğum bi konu geldi.. Sadaka vermekle ilgili.. Önce fıkrasını anlatayım.. Adamın birine sormuşlar.. Birkaç tane apartmanın olsa birini fakire verir miydin.. Verirdim demiş.. Birkaç tane dairen olsa birini verir miydin.. Verirdim demiş.. Birkaç tane araban olsa birini fakire verir miydin.. Verirdim demiş.. vs.. Peki birkaç tane tavuğun olsa birini fakire verir miydin.. O zaman yoook, onu vermezdim demiş.. Çünkü gerçekte birkaç tane tavuğu varmış zaten.. Biz de belki bazen deriz ya şu kadar param olsa falan yere yüklü bi bağış yapardım, şöyle imkanlarım olsa şu fakirleri yedirir giydirirdim diye.. İşte o imkanlar gerçekte olsa o aklımızdaki yardımları hiç yapmazmışız demek.. Demekki "azken vermeyen çokken hiç vermez" miş.. Ne kazanıyorsak, bir kısmını en azından çevremizdeki bizden kötü durumdaki kardeşlerimiz için sarf etsek hiç de zarar etmeyiz.. Ahirette yiyip içtiklerimizin değil, verdiklerimizin bize faydası olacak.. Annanem çok cömert bir insandı.. Her gelen misafiri yedirip içirmeden göndermezdi.. Hediye vermeyi çok severdi.. Allah rahmet eylesin, şimdi hep o verdikleriyle güzel bir şekilde anılıyor.. Gönülden verilen az bir şeyin karşılığı belki dağlar kadardır.. Verebildikten sonra..

Başkalarının kusurunu görüp kendini yüceltmek ne kadar çirkin bir düşüncedir.. Hele onların kusurlarını toplum içinde açığa çıkarmak daha da çirkin.. Gençler arasında çok basit ve sıradan gerçekleşen bir durum; arkadaşları, sokaktan geçen kız, oğlan vs.. için kiminini boyu kısa kiminin burnu büyük kimi çok kilolu gibi yorumlarda bulunması da gıybete giriyor.. Ki bu söylediklerim en hafifinden.. Bu görünüşleri lakaplarla anlatmaları daha da çirkin bir davranış.. Yani sanki kendileri mükemmel.. Her insanı Allah(c.c.) yarattı.. Kimi nasıl yarattığı konusunda çirkin yorumlar yapmak kimsenin haddine değil.. Bu konularda da biraz daha hassas olmamız gerekir..

 
Moderatöre Bildir   Logged

Dün Öldü Bugün Can Çekiyor Yarın Var mı?
Gençliğe Güvenmem Ölen Hep İhtiyar mı?
Sayfa: 1 [2]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

CixFoRuM.CoM Etiketler
Sohbet-i İhvan'a buyurun..

||| GoogleTagged |||
GoogleTagged: ihvan

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 14.970
Mesaj: 173.476
Konu: 10.094
Son Üyemiz Imaceathe
, CixFoRuM a Hosgeldin.
Videolar
Son 10 Cix Konu

-İyiki Doğdun Sevjan'ımm, konsept kuzum :))

-Cixdeke =)

-Nice Güzel Senelere BAŞAK'ım.. :)

-İYİKİ DOĞDUN KIRIĞIM..

-Üstteki İnsan Hakkında Düşünceleriniz?

-şu anki yüz ifadeni smiley ile anlat

-üsttekinin mesaj sayısı

-kendi kendime...

-A$k Dokunmak İster...

-ღ♥ღ....Candan Erçetin....ღ♥ღ
Son Gönderilen Mesajlar
Toplist
MisOyun.NeT Saglikli Yasam Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
HeRYeRDeSeN.CoM Can Dirgen