CixFoRuM.CoM
03 Aralık 2008, 21:27:19 *
|Site Map | Site Map1 | Site Map2 | Site Map3
| Arsiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML |Rss

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

 
   Ana Sayfa   Yardım Ara GoogleTagged Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  
Gönderen Konu: Türk düşüncesi’nin dört burcu  (Okunma Sayısı 181 defa)
0 Üye ve 1 Tanrı Misafiri konuyu incelemekte.
Galaxy
Admin
*
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.360
Konu Sayisi: 152

celladıma gülümserken


WWW
« : 05 Ekim 2008, 14:26:06 »







Osmanlı düzeninin bitimine yakın yıllarda bir adam, can havliyle, yırtılan imparatorluk kumaşını uç uca ekleyip dikmeye çalışıyordu. Çoğu insanın bir tek sorunun cevabını bile bulmakta güçlük çektiği çetin yıkım zamanlarında o, aklını birkaç adaya ayırmak zorunda kalmış; büyük adamlara mahsus bir soğukkanlılıkla, devletin bünyesindeki yaraların birinden öbürüne sarkıp bakmış; öteki kurtuluş yaygaracıları gibi çocukça isyan heveslerine girmeden, kanayan yerleri sarmaya çalışmıştı. Ahmet Cevdet Paşa’nın umutsuz imparatorluk coğrafyasındaki coşkulu çabasını belki de en iyi anlatan, içinden çıkıp geldiği soyun lakabıdır: Yularkıranlar. Bulgaristan’ın Lofça şehrinde doğmuş, çocuk yaşta Payitahta gelmiş, Fatih’te bir medrese odasında, o loş kubbenin altında yapayalnız bir arı gibi kendi büyük kovanının içini balla doldurmaya başlamıştı. Tarih-i Cevdet, Tezakir-i Cevdet, Ma’ruzat, Kısas-Enbiya, Mukaddime-i İbn-i Haldun, Belagat-i Osmaniye ve öteki sayısız eser; konağından kopmuş bir Balkan Türkü’nün direnen, asla pes etmeyen aklının gerip zamana bıraktığı birer oka benzerler. Kuşkusuz bu zeki ve kuşkulu göz, öldüğünde, adına ter döktüğü devletin de son nefeslerini verdiğini herkesten iyi biliyordu. Ama o, soylu alnındaki derin izlerin sebebini, bir kere, o da 1895 yılında Azrail’e ifşa etti. Onunla tanışıyor muyuz? Üstünkörü...


*Nurettin Topçu, Ahmet Cevdet’in ölümünden on dört yıl sonra doğacaktır. Bu yıllar, Sultan Hamid için şarjöre dizilen birer mermiye benzerler. Nihayet hazırlıklar bitmiş, tetiğe basılmış, sultan tahtından indirilmiştir. Topçu, sanki doğduğu yılın kaderine mahkûm bir adamdır; Türkiye’nin pervasızca batılılaşmaya başlayan düzeni, yeni devletin doğumuna eşlik eden bu genç filozofu kapılarından uzak tutacak, onun aklının ağırlığını fazlasıyla bunaltıcı bulacaktır. Oysa, Conformisme et Révolte başlıklı tezini Sorbonne Üniversitesi’ne sunduğunda, henüz yirmi beş yaşındadır Nurettin Topçu. Massignon ve Blondel’in öğrencisi olmuş, “batı aklı”nın derinlerine inmeye başlamış; ama kendi ülkesine döndüğünde, batılılaşmayı kılık-kıyafet değişikliği olarak algılayan başka bir aklın ödülü olarak, bir lisenin öğretmenler odasına gönderilmiştir. Elbet o da soy adamlar neslindendir: Susmamış, “Hareket” etmiş, öğrenciler yetiştirmiş, Anadolu’yu büyük kılacak “İsyan Ahlâkı”nın gözeneklerini ballandırmaktan bir an bile geri durmamıştır. Hiç değilse “Taşralı”sını okuyarak gönül bağı kurabileceğimiz bu ardılı olmayan filozoftan hâlâ çok uzağız. Onunla hiç tanışmıyoruz bile...


*Cemil Meriç, hiç de Nurettin Topçu’ya benzemez. Gürültüyle kendi kayalarına çarpmaktan zevk alan hırçın bir dalga gibidir o. İlgili ilgisiz herkese sözcüklerini duyurabilmiş kudretli bir retoriği vardır. Sürekli bir delikanlı edasıyla gömleğini yırtıp bağıran cümleleri, o gözlerini kaybettiğinde de kanından ve sıcaklığından bir şey kaybetmemiş; bu soylu kurt uluyuşu, kendi coğrafyasından dünyaya karşı dalgalanıp durmuştur. Bugünün sarsak ve sermayeyle flört etmekten alnı kararmış pek çok kalem erbabı, yaşarken bir şekilde uğramıştır Cemil Meriç’in yanına. Ona uğramak, onunla tanışmak neredeyse moda olmuş belli ki. Öyle olmasa, tarihin yüzündeki sahte peçeyi dimağının sivri dişleriyle söküp atan bu “yaşlı aşığın”, “bu kırılgan bey”in kanayan hafızasına bardak tutanlar, onun bir müsveddesi bile olamayacak alelâde bir metin yazarına dönüşürler miydi? Cemil Meriç, “Bu Ülke”nin üzerine yalnızca bir kereliğine doğabilecek ender yıldızlardan birisiydi kuşkusuz; Kendi kendini “Jurnal”leyen bir adam. Tanışıyor muyuz? Pek azımız, o da bir “ama”nın aşk mektuplarından ötürü; yarım yamalak!...


*Hâlâ bir sahibi yoktur Kemal Tahir’in. Nazım Hikmet’le beraber hapse atılıp memleket mahpushanelerini dolaşmaya başladığında, Türk Solu’nun gözünde, geleceğin ermişi olabilecek kadar bir yeri vardı. Ama yıllar bu namuslu alındaki pürüzleri giderdi ve Kemal Tahir, “Devlet Ana” romanıyla birlikte, yaşadığı coğrafyanın “sesi kendine mahsus” sıra dışı bir dervişine dönüştü. Kütüğünü Osmanlı’da arayan; yaşadığı topraklar uğruna akan kanın oluğuna aklını dayayan; kendi büyüklüğünü yine kendinde arayan bambaşka bir adam vardı artık. Sol, onunla “Yol Ayrımı”ını ilan etmekte hiç gecikmedi. Ama sağ da, küçük bir hafızanın koridorunda, öylesine oyunlar oynayan bir çocuğa benziyordu. Sol’un yollarını ayırdığı bu dervişe uğramayı nedense netameli bulmuştu sağ! Kemal Tahir, “Kurt Kanunu”nun hakim olduğu bir coğrafyada fazlasıyla yorgun düşürülmüş bir savaşçıydı. Yaşıyor mu? Hayır. Tanışıyor muyuz onunla? Elbette hayır... 



- Ali Ayçil
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
  Ayın tozlarını, sevdanın buzlarını savur !
sonrayı ver bana....
CixFoRuM.CoM
« : 05 Ekim 2008, 14:26:06 »

 Logged
negatifelektrik
Profesyonel
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.953
Konu Sayisi: 54


« Yanıtla #1 : 05 Ekim 2008, 20:11:32 »


   cemil meriç'i bilmezdim,az-çok bilmeme sebep olan birinin önerdiği bir kitap,hala alınıp okunacak..

   kemal tahir'i karılar koğuşu'ndan bilirim,bir de onun devamı mı..eklemesi mi..o nitelikte bir romanı daha olacaktı,ikisini de büyük zevkle,birer kereden fazla, zevkle okudum,çok güzel,esprili,anlaşılır,sağlam tespitleri var..hangi tarafa,hangi fikre yatkın olduğu veya öyle göründüğü, mesela kendisinin adı bir oy pusulasında yazılı olarak önümde duruyorsa,fark yapar illa ki,ama okuduğum romanlarının güzelliği konusundaki fikrimi değiştirmez..
« Son Düzenleme: 05 Ekim 2008, 20:12:34 Gönderen: negatifelektrik » Moderatöre Bildir   Logged

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda..ve koskocaman bir hansın sen,uğraşma bu çocukla..çünkü nasıl bir şey,biliyorum,itin taştan korkması..bir yastık arıyorum kuş seslerinden..mühim değil sonrası...
CixFoRuM.CoM
« Yanıtla #1 : 05 Ekim 2008, 20:11:32 »

 Logged
serkan48
Yeni Üye
***
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 68
Konu Sayisi: 2


« Yanıtla #2 : 07 Ekim 2008, 16:17:28 »




öteki kurtuluş yaygaracıları gibi çocukça isyan heveslerine girmeden

Nı nı nın..Kimmiş bu yaygaracılar ağbi?
Tazminatçılar mı ola ki? coffee
Moderatöre Bildir   Logged

Beni olağanüstü bir kişi olarak yorumlamayınız.
Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir.
                             
                                                                                    K.ATATÜRK
Galaxy
Admin
*
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.360
Konu Sayisi: 152

celladıma gülümserken


WWW
« Yanıtla #3 : 07 Ekim 2008, 16:22:25 »


1895'te vefat ettiğine göre, jöntürk kisvesine bürünmüş İttihatçı masonlarından bahsediliyor olması lazım...
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
  Ayın tozlarını, sevdanın buzlarını savur !
sonrayı ver bana....
negatifelektrik
Profesyonel
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.953
Konu Sayisi: 54


« Yanıtla #4 : 07 Ekim 2008, 16:31:54 »




    belki de  ittihatçı jöntürk kisvesine bürünmüş yaygaracı bir masonun çocukluktan kalma isyan heveslerinin izdüşümü felandır..hayır,mesela.. icon_cagara

    bunu tabii,yapmamak daha iyi olurdu,ama nasıl,içimden geldi  yimaa..kaldırıp çöpe atınız,arkasından şu kadarcık ağlamam,ne ağlıycam..
Moderatöre Bildir   Logged

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda..ve koskocaman bir hansın sen,uğraşma bu çocukla..çünkü nasıl bir şey,biliyorum,itin taştan korkması..bir yastık arıyorum kuş seslerinden..mühim değil sonrası...
Galaxy
Admin
*
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1.360
Konu Sayisi: 152

celladıma gülümserken


WWW
« Yanıtla #5 : 07 Ekim 2008, 16:33:52 »


Türk düşüncesinin beşinci burcunu çöpe atamayız efenim  nargilem pofur pofur
Moderatöre Bildir   Logged

Linklerin Görülmesine Izin Verilmiyor
Linki Görebilmek Için Üye Ol veya Giris Yap
  Ayın tozlarını, sevdanın buzlarını savur !
sonrayı ver bana....
negatifelektrik
Profesyonel
*
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 1.953
Konu Sayisi: 54


« Yanıtla #6 : 07 Ekim 2008, 16:36:19 »


   höh..şahane valla..allah da seni güldürsün. : )))))
Moderatöre Bildir   Logged

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda..ve koskocaman bir hansın sen,uğraşma bu çocukla..çünkü nasıl bir şey,biliyorum,itin taştan korkması..bir yastık arıyorum kuş seslerinden..mühim değil sonrası...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Bu Konuyu Gönder  |  Yazdır  

CixFoRuM.CoM Etiketler
Türk düşüncesi’nin dört burcu

 
Gitmek istediğiniz yer:  

İstatistikler
Üye: 15.074
Mesaj: 178.460
Konu: 10.808
Son Üyemiz dapo
, CixFoRuM a Hosgeldin.
Videolar
Son 10 Cix Konu

-içinden ne geçiyorsaydı...

-Teskere / Tezkere

-mühim konuşmalar / yağ zehirlenmesi..

-Üstteki İnsan Hakkında Düşünceleriniz?

-selamlar ..

-ve Aleyküm Selammmmm =)

-ihtiyacım var!

-***Giderken haber verme panosu***

-Sevgili Günlük

-Sigara MoLası
Son Gönderilen Mesajlar
Toplist
MisOyun.NeT Saglikli Yasam Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks
HeRYeRDeSeN.CoM Can Dirgen